Gitti Büyülü Gerçekliğim!

bitti diye üzülme , yaşandı diye sevin marquez by delianne

 “Bitti, diye üzülme, yaşandı diye sevin” dedi ve gitti.

Bitti yaşamı… Ardında yaşayan, capacanlı, dipdiri milyonlarca cümle bırakarak gitti… Pek çoğu kalbime saplanan, zihnimde taklalar atmama sebep olan, hüznünde bile gülümsettiren, bazen uçuran ama bazen sertçe yeryüzüne mıhlayan sayısız kelime, cümle, hikaye… Gitti yaşayan efsane… Gitti beni Latin Amerikan Edebiyatı’nın harikuladeliği ile buluşturan, kaynaştıran insan. Gitti dev adam: Gabriel Garcia Marquez…

Gitti Yüzyıllık Yalnızlığım… Kolera Günlerinde Aşkım… Anlatmak için Yaşayanım…

cheryy blossom tree by delianne

Büyülü Gerçekçilik deniyormuş onun akımına… bu isim öyle güzel anlatıyor ki onu; büyülü gerçekçilik, çok sevdim bu etiketi…

Mexico Garcia Marquez

Onun varlığının ve eserlerinin verdiği lezzeti tarif edemediğim gibi, yokluğunun verdiği hüznü, içimdeki derin boşluğu da tarif edemem. O benim için biraz Dostoyevski, biraz Kafka (tıpkı onun en çok sevdiği isimler gibi), biraz Bob Dylan, biraz Barış Manço ve Cem Karaca, biraz Van Gogh, biraz da Tornatore aslında. Biraz Vazgeçilmezim olan ne varsa var onda kısaca.

Hani çok sevdiğiniz biriyle, hem de kıymetli ve özel biriyle aynı zaman diliminde yaşamanın verdiği eşsiz bir haz, doyumsuz bir lezzet vardır. Hani hiç görmeseniz de, hatta göremeyeceğinizi bilseniz de orada olması size iyi gelir, bazen güven bile verir. Bazen gizli bir gurur dahi duyulur onunla aynı zamanda yaşıyor olmaktan.  İşte Marquez’de öyle büyülü bir şeyler vardı.

Keşke onunkiler gibi büyülü sözlerim olsaydı da onu ve yazdıklarının harikuladeliğini anlatmayı başarsaydım. Yok, zaten benim sözlerimin bir önemi de yok…

Marquez

“Yaşanan her şeyin bir sebebi var.” dedi ve gitti…

Ah Marquez!

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.