Dikkat! Sayısız şikayetiniz varsa Haşimato, Tiroid Hastası Olabilirsiniz

Türkiye’de her dört kadından birinde tiroide bağlı hastalık görülüyormuş. Kalıtımsal olarak geçen bu hastalıktan sebep yıllardır tuzlarımız iyotlanıyormuş. Bu hastalık çoğunlukla ya ilk doğumdan sonra ya da kırk yaşından sonra ortaya çıkıyormuş. Benimki ilk doğumdan sonra ortaya çıktı. Ancak işin berbat tarafı doğumda zaten dağılan bünye ve türlü değişiklikle birlikte, sinsice beliren tiroid hastalığının belirtilerini ayırt etmek çok zor. Üstelik ilk bir-iki sene testlerde de anormallik gözükmüyor, yani hastalık keşfedilemiyor. Siz en az beş-on ayrı hastalığınız varmış gibi yaşıyor ve şikayetler tavan yapınca da her bir şikayet için ayrı bir doktora gidiyorsunuz.  Bu noktadan sonraysa maddi ve manevi eziyet çekiyorsunuz, bir sürü teste tabi tutulmak, bir sürü ilaç almak, zaman, para kaybetmek de cabası.

Bu yüzden bence, Türkiye’de özellikle doğum yapan her kadın, hatta çocuk isteyen daha doğrusu her kadın ve erkek Tiroid hastalıkları; Hipotiroid, Hipertiroid ve Haşimato tiroidi konusunda kesinlikle bilinçlendirilmeli. Zira Aksi ülkeye de, kişiye de maddi ve manevi zarar. Zira dörtte bir ihtimal büyük bir ihtimal.

Tiroid hormonu vücudumuzdaki ikinci en önemli hormon olduğundan, bedendeki hemen her organa, her hücreye destek sağladığından bu hormondaki arıza nedeniyle bünye, beden, zihin allak bullak oluyor. tıpkı internette bulduğum şu cümle gibi:

“Tiroid hormonları vücudun hemen her hücresinin işlevi için gereklidir ve ister diğer hormonların yapımı olsun, ister hücre büyümesi ve çoğalması olsun metabolizmanın normal işlemesi açısından vazgeçilmez hormonlardır.”

İşte bu yüzden başta küçük görünen ama insanı tepe taklak eden sayısız şikayet beliriyor. Hatta teşhis yapılamadığından her bir doktor ayrı bir ilaç veriyor ve siz gereksiz bir ton ilaç yüklemesine tabii tutuluyorsunuz. Nitekim ben zayıflayamadığım için diyetistene, kolesterolüm yüksek çıktığı için karaciğerin düşmanı olan kolesterol ilacına, regl düzensizliği için ayrıca ilaca, cilt, saç problemlerim için ayrıca ilaçlara maruz kaldım. Daha da çözülemeseydi baş ağrısı, depresyon için de başka doktorlara ve ilaçlara uzanacaktı iş.

Ben ilk sene şu şikayetleri yaşadım: kilo verememe, aşırı yeme güdüsü (hayvani boyutta oysa normalde kuş kadar yemek yerdim ben ve bu yüzden ömrümce zayıftım hep), cilt sorunları (egzama, çıldırtan kaşıntılar, sivilce, o yaşıma dek yağlı cildim varken bu noktadan sonra inanılmaz bir kuruluk) saç dökülmesi (öyle böyle değil oluk oluk), saçların canlılığını ve parlaklığını kaybetmesi, aşırı matlık ve koyun yünü gibi bir hal alma, sıcak-soğuk hassasiyeti, regl düzensizliği, sarı soluk bir ten, ani bastıran iç sıkıntı ve giderek depresyon, hafıza kaybı, görüş bulanıklığı, zihin karışıklığı vesaire…

Dediğim gibi ilk bir sene doğum sonrası belirtileri saydım bunları. Zamanla belirtiler artınca doktora gittim. Birkaç test yapıldı ve yüksel kolesterol çıktı. Tiroide bağlı bir şey gözükmedi ki öyle olurmuş zaten, ilk bir sene kadar görülmezmiş hatta kolesterol bu yüzden yüksek çıkarmış. Tıpkı benimki gibi. Ve ben bir sene kadar gereksiz yere kolesterol ilacı aldım ki çok zararlıymış o ilaç karaciğere.

Elbette şikayetler azalmadı hatta giderek hepsi zirve yaptı. Dayanamayıp her bir şikayet için ayrı bir doktora gittim. Onlarca test, ilaç sonucunda Hipotiroid dendi. Yani Tiroid azlığı. İlaç kullanmaya başladım. Bir dönem halim düzelme gösterir gibi oldu. 6 ayda bir testleri yaptırmak gerekiyordu, yaptırdım ve her defasında her şey normal gözüküyordu. Ancak bende o normallikten eser yoktu. Kilolar zamk gibi yapışmıştı üzerime, mümkün değil veremiyordum, bin bir gayretle verdiğim kilo gerçekten azıcık yememe rağmen hızla geri geliyor ve ısrarla 74-75 kiloda sabitleniyordum. Sorun sadece kilo değildi elbette, yüzüme bakmak istemez olmuştum. Sapsarı soluk ten, koyun tüyü gibi her daim tülerik saçlar, kocaman şiş bir surat, hatta yamulduğundan da şüpheliyim suratımın vesaire ile ben herhalde yaşlandım ve işim bitti diyordum… Kabullenişe geçmiştim kısaca…

Derken İngiltere’ye geldik. Gene testlerimi düzenli olarak yaptırdım. Gene her şey normal düzeyde çıkıyordu ama anormal olan çok şey vardı. Belirtilerim şu şekilde açıkça artmıştı:

-Yorgunluk – Bitkinlik – Ölgünlük

Deli bir yorgunluk. Gün içinde, özellikle öğle yemeğinden sonra ve öğlen sıralarında ağır gripli gibi kırgınlık, bitkinlik hali. Öyle ki yatmazsam geçmiyordu kesinlikle yorgunluk. Merdivenleri çocuklar gibi emekleyerek çıkıyordum desem sanırım anlaşılır durumum. Öğleden sonra çocukları okuldan almak büyük bir zorluk oluyordu benim için bu haldeyken.

-Eklem Ağrıları

-Saç Dökülmesi

Dökülmeden kastım öyle birkaç tel değil eli saça her atışta bir küme halinde ele gelen saçlar… Hele tarandığında yahut banyoda korkunç boyuta ulaşıyordu dökülme. Saçlarının bolluğuyla ünlü olan ben bariz açılma yaşıyordum.

-Saçlarda cansızlık, ölgünlük

Doğumdan önce saçlarımla epeyce barışıkken doğumdan sonra bir daha açmadım nerdeyse saçlarımı. Sürekli o biçimsiz saçları topladım topuz şeklinde. Bir iki istisnai durum dışında hep böyle tuttum saçlarımı hatta bir ara belki geçer diye 2-3 numaraya bile vurdurdum saçlarımı.. düzelmedi elbette… Çünkü sorun içerdeydi ve o düzelmedikçe saç düzelmiyordu tabii. Bu halde ne vitaminler, ne en harika yağlar, maskeler, şampuanlar bakımlar da fayda vermiyordu. Saçlarım ölgün, solgun, son derece mat, biçimsiz ve arkadaşlarla aramızda dediğim gibi delice tülerikti. (Asi dikilmeler :)

-Tırnaklarda cansızlık, kırılma.

-Çok ciddi Hafıza Kaybı – Çok Ciddi Unutkanlık

Ben başta bunu da emzirme, doğum vesaire ile ilişkilendiriyor ve halimi kulak arkası ediyordum. Ancak küçük oğlum da 4 yaşına geldiğinde benim bu türden şikayetlerim azalmak yerine artarak zirve yaptı. Ciddi anlamda Alzheimer hastalığından şüphe eder oldum. Öteden beri hafızamın zehir gibiliğiyle övünen ben şimdi yerlerde sürünüyordum. Az önce ne yediğimi sahiden unutuyordum, insanların adlarını (oysa ne iyiydim bu konuda), eşyaların adlarını (bir kelimeyi dile getirememenin acısı korkunçtu) , telefon numaralarını her şeyi unutur olmuştum. Açık ocak, fırın, ütü, kapı vesaireyi hiç demeyeyim…  İnsanlarla konuşamaz olmuştum, kelimeleri bir araya getiremiyordum, hebe hübe kekeleme halim oluşmuştu, bunu da iyice çekingen olduğuma yoruyordum ki bir gün biriyle sohbet esnasında durumun ciddiyetini kavradım. Her cümlede en az bir kere hafızam çok kötü hatırlamıyorum dediğim o gün bu şikayetleri ciddiye almam gerektiğini düşünüp, araştırmaya başladığım gün oldu.

-Zihin Bulanıklığı – Zihni Karmaşa Hali

Kimseleri arayamaz olmuştum, annemi ayda bir bile arayamıyordum, çünkü günlük rutinim dışında bir şeye odaklanamıyordum. Rutini iyi kötü uyguluyordum ama rutin dışı bir şeye odaklanmakta çok ama çok zorlanıyordum. Zihnim devamlı bulanık, sisli ve karışıktı. Ayıklama yapamıyordum.

Diyelim her sabah mutfakta sağa kaykılıp iş yapıyorsam, biri beni sola kaydırmışsa kafam karışıyor, -şimdi ne yapacaktım, şimdi ne yapacaktım- deyip yerimde dönmeye başlıyordum. (kesinlikle abartmıyorum) Ve bu karışıklık ve dağılmadan sebep, çok basit bir araya girmeye bile tahammül edemiyor ve aşırı tepki gösteriyordum. Alzheimer hastalarının neden öfkeli olduklarını da bu zamandan sonra anladım. O bulanık hal ve karışma sahiden öfkeli yapıyormuş insanı.

Ben de haliyle öfkeli ve dağınık bir tip oluyordum zira çocuklarla kafamda zar zor oluşturduğum plan habire bozuluyordu. Plan dediğimde sanılmasın ki büyük işler oluyordu, tam aksine şunu al, şuraya koy şeklinde basit şeyler oluyordu.

Yazamamaya da başlamıştım. Konular kafamda öbek öbek uçuşuyor ama onları düz yazıya döküp der top edemiyordum. Kafamda dönenleri bütünleyemiyordum, ki yazmayı bıraktığım zamanlarda bunun etkisi de olmuştu.

 -Hızlı Kilo Alımı – Kilo Verememe

Gene hızla kilo alıyordum. Gene 80’lere dayanıyordum. Gene zorlukla verdiğim kiloyu hızla geri alıyordum.

-Sarı , Soluk, Mat Ten

Yüzüm açıkça sararmıştı. Solgun, ölgün, renksiz bir hal almıştı.

Ciltte ve Saçta Aşırı Kuruluk, Çıldırtan Kaşıntılar

Dediğim gibi hep yağlı bir cilde sahip olan ben bu hastalıktan sonra cilt kuruluğundan perişan olmuştum. Öyle böyle bir kuruluk değildi bahsettiğim; ciltte açıkça yarılmaya varan, egzamaya varan kuruluk ve çıldırtan kaşıntılar. Kuru kuru, uyuz gibi kaşınması cildin ve saçların. Saçlarımı neyle yıkarsam yıkayayım fayda etmiyordu.

-Şişkinlik – Ödem Hali  (Tüm vücutta )

En az on kilo fazla gösteren ödem hali. Bunu da benimle aynı kiloda olan ama beden çok daha zayıf görünen insanlardan anladım. Tabii sadece bununla kalmadım. Örneğin ayak numaram büyümüştü, işin ilginci ödem bazen iniyor, bazen çıkıyordu. Bazen devasa bir top gibi oluyordum, bazen nispeten narin. Bazen kocaman göbeğim oluyordu, bazen olmuyordu. Bazen Large beden giyiyordum, bazen M, bazen de XL. Bazen 39 numara ayakkabı giyiyordum bazen 38. Bazen 39 numara ayakkabım bile birden ayağıma vurmaya başlıyordu bazen ayaklarım ayakkabımın içinde yüzüyordu.

Böbrek sorunu yaşadığım için böbrek doktoruna dadanmıştım. Ben illa şişim diyordum, o değil. Çünkü böbrekten kaynaklanan şişkinliğin ilk kontrol noktası; ayak bileklerine bastırmak ve bastırmadan sonra iz kalıp kalmadığına bakmaktı. Benimkinde iz kalmıyordu ve bu da ödem yok demekti. Oysa çok sonra öğrendim ki tiroide bağlı şişkinlikte tam da böyle oluyordu, izsiz ödem.

-Yüzde Büyüme ve Şişkinlik, Botokslu gibi patates surat.

Evet en büyük şikayetlerimden biriydi bu. Bunu da en iyi şöyle anladım; tiroidimin henüz çok tavan yapmadığı doğum sonrası fotoğraflarıma baktım; 80 kiloyum ama yüzüm hala narin. Oysa şimdi 70 lerde geziyorum ama yüzüm kocaman. Çok nadiren o şişliğin indiği oluyordu ve ben o zamanlar amma abartmışım o kadar da şişman değilim, diyordum. Ama ertesi gün yeniden şişiyordu.

-Reflekslerde Yavaşlama – Ellerde Güçsüzlük

Bundan sürekli dem vuruyordum. Ellerim birşey tutmuyor, çok zayıf diye. Kavanoz kapaklarını kesinlikle açamıyor ve sürekli bir şeyler deviriyordum. İçi bal dolu kavanoz döktüm, salça, yumurta kırdım yerde, bardaklar, tabaklar kırdım vesaire…

-Uykuya Aşırı Eğilim – Yataktan kazınarak Çıkma

Az uyumayı çok istiyorum. Bünyemi 5 saate ayarlamak ancak ne mümkün. Sabahları sürünerek yataktan çıkıyordum, yetmedi öğlen üzerime çöken yoğun halsizlikle bir de öyle uyumak istiyordum. Zira 5-10 dakika uyusam o yorgunluk ancak geçiyordu.

-Bağırsak sorunları – Kabızlık – Karında Şişkinlik

Karında korkunç bir şiş, patlamak üzere olma hali…

-Çabuk Yorulma

Ev işleri kabusum oldu. Bu yüzden iki kez öfkeli ve asabi oluyordum. Zira benden başka yapacak kimse yok yapmaya mecburum ancak takatim yok. Haliyle her dökülene, dağılana çıldırıyordum. Ve ev kirli ise asabiyetim zirve yapıyordu. Bir de temizlik, daha doğrusu düzen takıntım olunca. Bir de zihnim zaten karışık iken ve ben dumanlı bir halle yaşamaya çalışırken evin karmaşık ve kalabalık hali beni hepten deli ediyordu. Zaten bir yere gittiğimde de hemen kalabalığı toplar olmuştum.

-Sinirlilik- Asabiyet – Kontrol Edilemez Öfke Krizleri

Durmak isteyip duramamak, bilhassa evdeki sabilere patlamak ve derin vicdan azabı, af isteği dersem anlaşılmış olurum…

-Sıcak veya Soğuğa Tahammülsüzlük

İşin ilginci şuydu: Hipotiroid hastaları soğuğa, Hipertiroid hastaları da sıcağa  tahammül gösteremez, deniyor, ancak ben ne aşırı sıcağa ne aşırı soğuğa tahammül gösteremiyordum. Bu hal Haşimoto Tiroidinin belirtisiymiş. Yani ikisine de hassasiyet göstermek.

-Yaraların iyileşmemesi

Bir ara acaba Cilt Kanseri mi oldum diyecek kadar ileri gidiyor bazen bu şikayetim. Elimde kaşıntıdan gelen basit bir yara var diyelim, normalde bir iki günde geçer değil mi, hayır geçmiyordu, aylarca duruyordu o yara, yeniden kaşınıyor, yeniden tazeleniyordu.

Depresiflik – Depresyon Hali – Sıkkınlık & Ani bastıran iç sıkıntısı

Normalde ben içinde yaşama sevinci olan biriyimdir. Üzüntü verecek ciddi bir vaka yoksa hayatımda, anlık hüzünlerim olur ancak. Yaşamın içeriğinden gelen… Hani çoğu zaman içinde iç sevinci olan, az hüzünlü ama asla tamamen mutsuz olmayan bir hal diyebilirim.  Ama bu hastalıktan sonra özellikle şikayetlerin zirve yaptığı bu sene, üstüme ansızın çöken sebepsiz bir sıkıntı ile birden düşüyor iç enerjim. Yere göğe sığamıyorum ve bir an ağır depresyon haline geçiyorum/dum. Bu sene doktora gittim baş ağrısı nedeni ile. Akşam, gece, sabah kesilmeyen baş ağrım vardı. Tüm gün ve gece süreni oluyordu. Uykumu sordu doktor, çok rahatsız uyuyorum, ya da uyumuyorum da denebilir. Birden konu depresyona geldi; depresyondasınız dedi ve ilaç verdi. İlacı aldım ama içmek içimden gelmedi. Zaten şükürler olsun o sıralar araştırmaya ve farklı yollar denemeye başlamıştım da  çok şükür azaldı o belirtiler ve ilacı kullanmak zorunda kalmadım.

İmmün sistemin Çöküşü ve Çabuk Hastalanma

Özellikle geçen sene, yani farkında değilken henüz, yaklaşık 3 ay aralıksız hastaydım. Bir parça düzelsem bir kaç gün sonra yeniden hastalanıyordum. Ciğerlerim sökülene dek öksürüyor, nefes alamıyordum. 6 ay kadar da halsiz ve bitkindim.

Regl Düzensizliği

El ve ayakta üşüme hatta buz kesme

Tiroid bezi - Osman Müftüoğlu Hürriyet

Yazının tamamını okumak için üzerine tıklayın

Eskiden eften püften bir şey zannettiğim bu hastalığı sahiden ciddiye almam gerektiğini bir kaç ay önce öğrendim ve araştırmaya başladım. Son bir senedir eşime bu şikayetlerin hemen hepsini anlatmıştım hatta birinde; ben ekmek yiyince çok fena oluyorum, ekmekte bir şey var, diyordum ama tam aksine ekmeğe çılgınca abanıyordum. Öyle ki yediğim ekmeklerin sayısını ve ölçüsünü saklıyor ve kendimden iğreniyordum.

Araştırmaya 3 ay önce başladım ve tüm belirtilerin bende zaten var olduğunu saptadım. Yukarıda gördükleriniz en evvela kendimde gördüklerim… Araştırdım, başka hastalarla konuştum, okudum… Ne yapmak gerekliydi? Besbelli her sabah alınan tiroid ilacı testlerde bir denge sağlıyordu ama reelde dengeden eser yoktu, üstelik giderek kötüleşiyordum. Zaten bu durumu bana yıllar önce birkaç blogger arkadaşım da haber vermişti, takviyeler gerekiyor vs diye. ama gittiğim bir doktora da bundan bahsedince yapılan testlerden sonra, takviyeye ihtiyaç yok cevabı almıştım… İngiltere’ye gelmeden önceydi bu. (Bir de şu düşünce yokluyor beni; yurt dışında yaşayan kadınların şikayetlerinin daha yoğun olması, acaba iyotsuz tuzdan kaynaklanıyor olabilir mi??? Çünkü dikkat ettim yurt dışında yaşayan kadınların çoğunda ağırlaşmış belirtiler var)

İngiltere’deki doktora da gidiyorum. Testler normal, sorun yok deniyor. Şikayetlerimi anlatıyorum; biri ilaç alınsa bile belirtiler geçmeyebiliyor diyor, diğeri şikayetler kesinlikle geçer diyor. Oysa geçmiyor. Sanırım tıbbın çözemediği bir şey var burada. Ne bilmiyorum ama Moden tıp tek başına yetersiz kalıyor…

Ve ben bu sebeplerden araştırmaya başladım. İyi ki de başlamışım. Hala da araştırıyorum… Çünkü tıbben pek kabul görmese de Glutensiz Hayat, Şekersiz Hayat, Katkısız Hayatın iyileşmeye giden yolda büyük bir vesile olduğuna tanık oluyorum.

Bu yazıyı yazmayı çok istiyor ama bekletiyordum zira önce kendimde denemem gerekliydi yukarıda söylediklerimi. Gelişmeler içinse bir sonraki yazıya dönmeli…

—————

Sonraki Yazı: Haşimato, HipoTiroid Beslenmesi|Neler Yapılabilir? Glutensiz, Şekersiz, Katkısız Hayat İlişkisi

Sonraki Yazı: Glutensiz, Şekersiz, Katkısız Hayat Diyeti

Faydalı Linkler:

Pratik Anne:  Haşimato ve Gluten Hassasiyeti 

Ayrıca şu linke tıklayarak da farklı bilgi elde edebilirsiniz.

ve şu linke tıklayabilirsiniz.

Önemli!!! Bu yazı 8 yıllık bir tiroid hastasının kişisel tecrübelerinden toparlanmış bir yazıdır. Doktor tavsiyesi yerine geçmez. Önerilenler de ilaç yerine geçmez.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.