İskoçya Tanıtım Rehberi – Giriş

İskoçya’da dolu dolu geçirdiğimiz üçüncü yılı bitirmişken, İskoçya ve İskoçlar hakkında nisbi de olsa fikir sahibi olmuşken yazmalıyım artık bu yazıyı. Üstelik bu ülke hakkında aldığım pek çok soruya, e-postaya, dergi yazılarına verdiğim sözü de yerine getirmiş olurum.

uk-statewise-map

İskoçya, bizde İngiltere olarak geçen Birleşik Krallık’ın England-İngiltere, Scotland-İskoçya, Wales -Galler, North Ireland-Kuzey İrlanda’dan oluşan ve England denen kesimden sonra en büyük yüzölçümüne sahip olan dört bölgesinden biri. Adanın en kuzeyinde yer alıyor. Tamamen bağımsız değilse de kısmen bağımsız bir ülke. Başkentleri Edinburgh var, İskoçya başbakanı var, bağımsız bir senatosu, bağımsız para birimi, bağımsız bayrağı, kanunları ve görece bağımsız bir eğitim ve sağlık sistemi var. (Bağımsız para birimi demişken İskoç Sterlini Türkiye’de geçmiyor, beş parasız geçen tatilimizde tecrübe ettik bu durumu nitekim)

scotland by delianne

İskoçya’ya dair söyleyebileceğim en net cümle şu: bu ülke güzel bir ülke. Çoğunluk dokunulmamış doğası ile iç içe geçen korunmuş tarihi, İngilizlerin ve bir çok Avrupa ülke insanının aksine hakikaten sıcak insanları, ama bunun yanında İngiliz nezaketi ve medeniyetinin bu ülkede de az veya çok halde geçerli oluşu, tek fark pek çok İngiliz gibi yukarıdan bakmıyorlar etrafa, nezaketleri de kaskatı bir nezaket değil, çok daha samimiler.

İngiliz Hükümeti yıllarca İskoçya’ya eğitim vermemiş, gelişmesinler diye. İngilizler biraz köylü buluyor onları buna rağmen.

İskoç aksanı İngiliz aksanından biraz farklı. Aslında bazı yerlerde çok farklı oluyor. Anlamak olası değil bazı insanları. Çok yereller, eğitimi az olanlar, İskoçya’nın daha az turistik yerlerinde, daha ücra yerlerde yaşayanlarda dil ağırlaşıyor epey. ‘What’ derken dolu dolu ‘waaaaa!’, diyorlar mesela, özellikle kendi aralarında birbirlerini çağırırken çağrılan bu tepkiyi veriyor:), ‘Come here’ , ‘kam hi-ya!’ oluyor mesela ki bunlar benim ayırd ettiklerim bir de seri konuşulunca bu halle gel de anla:) Ama eğitimli olanlar, Edinburgh gibi seçkin şehirlerde yaşayanlar daha az aksanlı oluyor. Ha bir de; selamın çoğunluğu -hay ya- şeklinde. Bunu da ilk kez burada duydum ben.

En kuzeyde görmediğimiz bir şehir var; Thurso, orası ve bir kaç ada dışında ülkede her bölgeyi görme imkanı bulduk, şükürler olsun. Bu konuda söyleyebileceğim; ülkenin en kalabalık, yeni Avrupa ülkeleri başta olmak üzere en çok göç alan, eskiden tersaneleri ile ünlü ve işçi memleketi olan ancak bilhassa tersanelerin kaldırılmasıyla işsizliğin arttığı ve haliyle yapısı bozulmuş olan Glasgow’un merkezi bazı yerleri dışında ülkede her yer çok güzel, nezih ve temiz. Bu arada Glasgow’da suç oranı da ciddi boyutlarda. Hırsızlık başta olmak üzere. Ki yeni aldığım telefonumu çaldırdım merkezde ben de. Ve gördüğümüz kadarıyla çalanlar da İskoçlar değil, göçmenlerden, hem de korkarım Müslüman ülkelerden. Yani izlerden anladığımız kadarıyla.

Ülkede ferahlık var. Arazi geniş. Şehir merkezlerinin hemen yanıbaşında çiftlikler var. Markete giderken dahi çayırlarda otlayan hayvanlarla karşılaşmak çok olağan. Tabii bunca rahatlıkta nüfusun az olmasının payı var. Şöyle bir istatistiki bilgi vereyim; İskoçya’nın yüzölçümü: 77.900 km², İstanbul’un yüzölçümü:5.461 km2, İskoçya’nın nüfusu; 5.500.000, İstanbul’un nüfusu: 15.000.000 (o da resmi kayıtlara göre).

by delianne (45)

Çok eski bir tarihleri var. Vikingler, Braveheart’lar hep çok eskilere dayanıyor. Misalen özgürlük mücadeleleri 1200’lü yıllara denk geliyor. Ülkede tarihi pek çok yer var bu yüzden. Her bölgede irili ufaklı bir kale, şato illa ki var. Çoğu çok zor ve etkileyici yerlere; dağ zirveleri, kıyıdan ayrık bir ada, gibi yerlere inşa edilmiş. Bu yüzden daha da etkileyici ve heybetli görünüyorlar. Buranın yöresel siyah ve kırmızı taşları var, yapılar genellikle bunlardan oluşuyor.

Kendilerine has bir kültürleri var. Hiçbir mutfağa sahip olmayan İngilizlere göre görece daha has mutfakları var. Yani bir kaç yemek olmak üzere. Misalen Haggis denen, bizdeki bumbara çok benzer bir yemekleri var. Ama sanırım evlerde pişmiyor artık hiç bu. İngilizler gibi et, tavuk, balık yanlarında dondurulmuş sebze, ya da Hint, Uzakdoğu yemekleri, ya da İngilizlerin geleneksel tek yemeği Fish and Chips (balık ve patates), kısaca hazır gıdalar olmuş tek yemekleri. Bu ülke de İngiltere’nin tümünde yaygın olduğu gibi sandviç cenneti. Kendisi minicik, cismi diş kovuğunu doldurmayan ama kalori bombası soğuk sandviçler en çok tükettikleri şey. Bir de hazır çorbalar. Günlük yapılan… ama çorbaları çok lezzetli. Değişik tür akla gelmeyen sebzelerle bence harika çorbalar yapıyorlar.

İskoçya klasiklerine gelince:

Tartan denen ekose kumaşları. Ben çocukluğumdan beri çok severdim bu kumaşları, tam içlerine düştüm ne mutlu:)

tartan

Bu kumaşların her bir deseninin bir adı var. Listesine şuradan ulaşabilirsiniz.

Shortbread Bisküvi: Meşhur İskoç tereyağı, un ve şekerden oluşan bir bisküvi. Oldukça lezzetli. Ağızda eriyen harika bir kurabiye gibi.

Picture 093

Scottish Terrier denen bir köpekleri var. İskoçya’nın bir sembolü de bu köpekcik.

8126-004-A727BDE5

-Irn Bru denen yerel bir içecekleri var. Tamamen İskoç yapımı, formülü Cola gibi gizli, asitli bir içecek. Tadı güzel ama sonuçta cola-fanta gibi bir içecek işte. Yerel üretim diye müthiş reklamı yapılıyor, çoluk çocuk bunu içiyorlar.

products2x

-Fudge denen bir tatlıları var. Gene bol tereyağlı, karamelli. Bizim eski bayram şekeri; bonbon tadında, çok lezzetli ama çok ağır.

Dairy_Fudge

-Tartları meşhur bir de. Daha önce de dediğim gibi; geleneksel yemekleri Haggis.

-Kilt denen yerel giysileri. Pek çoğumuz bilir erkeklerin giydiği eteğimsi şey. Etek demeyin, buna çok bozuluyorlar zira folklorik ve kültürel bir giysi onlar için ve haklılar. Kiltler özel günlerde giyiliyor. Düğünlerde damat, arkadaşları, gelen misafirler, görevliler, çocuklar tüm erkekler giyiyor.. Zaten İskoç düğünlerinin de özel bir tarafı var. Eski geleneklerin uygulandığı türden düğünler yapıyorlar. Öyle meşhur ki özel fuarlar kuruluyor bunlar için.

bagpiper2

Karadeniz’deki tuluma benzeyen Pipe denen, çok geleneksel bir çalgıları var. Özel bir sesi var, zaten bu sesi Braveheart’tan biliyoruz çoğumuz.

-%100 Kaşmir kazakları, yünleri meşhur.  (Edinburgh Woollen Mill ünlü bir markaları var, pek çok yerde (özellikle turistik) var bu mağaza. Çok çeşitli yün kazaklar, atkılar, bereler, ekose gömlekler, ekose pilili etekler, hediyelik kaliteli eşyalar mevcut burada)

-Kızıllar... alabildiğine… Ben kızılları çok severdim, Allah bu bakımdan da cennete düşürdü beni sanki. Hele o kızıl çocuklar yok mu? kızlı erkekli bakmaya doyamıyorum… Pespembe yanaklar, beyaz ten, kıpkızıl bazısı turunç kızılı, parlak ve çilli.. Kısaca muhteşem yaratmış Allah. Brave filmini izleyenler bilir :) Çok istiyorum bu çocukların fotoğraflarını çekip bir sergi açmayı.

-İskoçların yaşlıları çok sağlıklı (pembe yüzlerinden sağlık fışkırıyor, maşallah), aktif ve de narinler. Ancak orta yaş ve yeni nesil maalesef obez sayılacak noktada. Bakıyorsunuz benim yaşımda kadın ile annesi yanyana duruyor; anne incecik, genç kız gibi, benim yaşımdaki kızı epeyce şişman. Avrupa’nın en obez ülkesi olmuş İskoçya zaten. Anormal de değil, şaşılacak kadar sağlıksız besleniyorlar. Çocuklar sabah akşam cips yiyor, okula giderken, okuldan çıkarken normal bir besin gibi. Dediğim gibi asitli içecekler lıkır lıkır içiliyor, bebekler dahi içiyor, kesinlikle abartmıyorum. Evde yemek zaten yok, dışarıdan ve paket gıdalardan besleniyorlar. Oysa havası, suyu berrak mis gibi, çayırlarda otlayan hayvanlardan elde edilen sütler, etler vs. sağlıklı olmak için her şey var.

-İngiliz patatesi çok güzel. Dolayısıyla İskoç patatesi de. Buradan gidersem çok ararım bu patatesin lezzetini. Ha, bizde kumpir denen Baked Patato güzel oluyor bir de. Bizim gibiler için de ideal. Dışarsa rahat yenilen, vejeteryan ve lezzetli.

-Aynı şekilde çilekler de muhteşem. Yıllardır bunca kokulu, doğal, mis gibi çilek yemiyordum ta ki buraya gelene kadar.

-Tereyağları harika. Balları da öyle. Türkiye’ye gittiğimde olur mu bilmem ama bundan böyle bu ikisini götürmeyi düşünüyorum hediye olarak:)

-Sütleribizimkinden farklı lezzette. Hafif şekerli gibi. Ve çok yağlı oluyor. Zaten bu yüzden burada genellikle yarı yağlı süt tüketiliyor.

-İskoçya enerji bakımından güçlü. Doğalgaz vs. kuzey bölgelerinde oluyor malum. Petrol de ha keza. İşte Aberdeen denen şehir de tüm bu enerjinin üretildiği, kontrol edildiği şehir. Bu yüzden etkili bir şehir. Geçen sene İskoçya özgürlük seçimlerine gittiğinde İngiltere’den ayrılsın diyenlerin oyu yüksek çıkınca büyük büyük ingilizler, bakanlar, yanlış hatırlamıyorsam başbakan da Aberdeen’e çıkarma yaptılar. Ellerinde koca koca çantalarla. Ne olduysa oldu o gece. Seçimlerde ayrılmasın birden fark attı. Denilene göre para epeyce rol oynamış bu işte. (Bu bilgiyi radyolarında konuşma yapan uzmanlarından almıştık, saklı bir bilgi değil yani) Zaten Glasgow gibi orta karar iskoçların olduğu şehirler ayrılsın derken, özgürlük isterken, para babalarının hüküm sürdüğü şehirlerden ayrılmasın oyu çıktı ne hikmetse.

-Loch Ness Canavarı. evet Ness Gölü Canavarı meşhur burada. Bir ara gölde canavar olduğu görülmüş ve efsane halini almış bu olay.

-Edinburgh kültür ve festival şehri. Sürekli olarak festival var bu şehirde. Hele yazın zirve yapıyor bunlar.

-Edinburgh Military Tattoo denen özel bir gösteri var. Her sene Çok meşhur Edinburgh Castle (Kale) da düzenleniyor bu gösteri. Geleneksel giysiler içinde, geleneksel çalgılar çalan yüzlerce insanın uyumla çalıştığı çok büyük bir organizasyon. Bilet bulmak çok zor buna. Üstelik tek gösteri de değil.

4946272332_a6cabe18fe_o

Ülkede çok bilinen isimler şunlar. Elbette ilki William Wallace; İskoçya özgürlük mücadelesinin baş kahramanı. Robert Burns; ünlü bir şair. William Wallace dair pek çok çalışması var. Alexander Grahem Bell (telefonu icat eden) Zaten bir dönem bilim adımı ve kaşif yetiştirmekte çok iyiymiş İskoçlar hala bunun etkileri var ülkede. James Watt, J.K. Rowling (Harry Potter’ın yazarı), Alexander Fleming (Penisilin’i icat eden kişi), James Clerk Maxwell (Ünlü fizikçi, kuantum fiziğine dair ciddi çalışmaları var) vs.

Günümüze denk düşen isimlerden bazıları ise şunlar: Sean Connery, Ewan McGregor, Tilda Swinton, Gerard Butler, James McAvoy gibi gibi… Görüldüğü gibi artık şarkıcı, oyuncu çıkıyor ülkeden… Zaten müzik çok etkin bu ülkede. Küçücük çocuklar öyle bir şarkı söylüyorlar ki inanamıyorum bazen. Bir de erkek çocuklarının tek kulakları delik oluyor, küpeli küpeli geziyorlar. Özellikle bu şarkıcılar:)

Ama bilim hala değerli burada ve çocuklara da bu zihniyeti aşılamak için uğraşıyorlar. Bilim Festivalleri her şehirde sırayla düzenleniyor, bilim merkezleri adı altında devasa ve harika yerler var, okullara bilim merkezlerinden hocalar gelip bir şeyler anlatıyor. Ve enstitüler Avrupa’nın iyi enstitülerinden sayılıyor.

Bu İskoçya Rehberi bir ilk tanıtım yazısı olsun. Böyle böyle büyütmeyi düşünüyorum inşaallah bu rehberi. Küçük İskoçya hikayeleri, gezilecek yerler, insanları, yaşadıklarımız vs diye…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.