Glutensiz, Şekersiz, Katkısız Hayat | Diyet

Dikkat! Sayısız şikayetiniz varsa Haşimato, Tiroid Hastası Olabilirsiniz 

Haşimato, Hipotiroid Beslenmesi |Neler Yapılabilir? Glutensiz, Şekersiz Hayat İlişkisi 

.
yazılarından sonra çok sorulan soruları tümden cevaplama mahiyetinde, önce gluten nelerde bulunur, nelerde bulunmaz meselesini sonra da kendime dair beslenme şekli örneklerini anlatmaya çalışayım:

Gluten İçeren Ürünler

Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf katkılı her ürün gluten içerir. Dolayısıyla Ekmek, Makarna, Bulgur, Şehriye, Erişte, Tarhana, Yufka, İrmik, Nişasta gibi ürünler gluten içeren ürünlerdir. Bu demek oluyor ki; pastane-fırın ürünleri, hatta buğday unundan yapılmayan ekmekler bile gluten içerir. Sosis-salam gibi işlenmiş gıdalar, katılaştırılmış yoğurt ve peynir, tüm sebze konserveleri, hazır yemekler, hazır soslar, hazır çorbalar, hazır köfte harçları, bulyonlar, nar ekşisi, pane, hazır-soslu balık-tavuk-et ürünleri, bazen mayonez, ketçap bile, dondurma, puding, çoğunluk çikolatalar, şekerler ve bazı sirkeler, kozmetik malzemeleri (sabun, şampuan vesaire), temizlik malzemeleri dahi kısaca hazır olarak, paketli olarak aldığımız hemen her ürün beklenmedik şekilde glutenli ve riskli. Masum görünen çerezler bile işlenirken glutenli hale geliyor. Ayrıca teflon tava ve kaşıklar tam temizlenemediğinden gluteni tutuyor. Dolayısıyla bunları bile elden çıkarmak gerekiyor. Satın aldığınız malzemenin etiketini sıkı sıkıya okumak gerekiyor ki bu bile çok faydalı. Daha önce dikkat etmeyerek güle oynaya yediğimiz şeylerin içeriğini ve içeriğindeki nice abuk şeyi görmek istekle el çektiriyor bu ürünlerden.

Glutensiz beslenme yolunda en güvenli yol şu: hazır ve riskli gıdadan uzak dur, rahat bul! Teflon kendi başına zaten şaibeli iken ister istemez terk ediyorsunuz mesela teflon kullanımını. Paket gıdaların hemen hepsinde katkı maddesi, doğal olmayan bir şeyler illa ki var ve bunları terk etmek zarar değil tam aksine yarar sağlıyor. Ve en önemlisi bu gluten listesi çok kabarık, hayati ve vazgeçilmez gibi gözükse de inanın oluyor zira geriye şükürler olsun ki sayısız lezzetli, doğal, sağlıklı şey kalıyor. Dolayısıyla bu türden bir diyet hele ki şekeri de terkedince çile değil, tam aksine sizi doğru yola belki biraz itici güçle sokmuş bir lütuf oluyor. En azından benim için öyle.

Ben son üç aylık zamanda biraz düşe kalka yaptım bu diyeti. Diyet hassasiyet istiyor ancak ben hassasiyet göstermede her zaman istikrarlı ve başarılı olamadım. Ama bilerek tek bir kez ekmek yedim ki o da vücudumun ne tepki vereceğini görmek için planlı yapılmış birşeydi. Onun dışında hep bilmeden bir şeylerin içinde yediğimi farkettim. Giderek öğrendim ve daha çok dikkat ettim. Çünkü glutensiz ve şekersiz beslenmenin getirdiği iyi hal vazgeçmek istemediğim birşey oldu benim için. Bunu ancak yaşayan bilir.

Gluten içeren ürünlerin listesi kabarık gözükse de yukarıda da dediğim gibi geriye pek çok iyi, güzel ve en önemlisi sağlıklı şey kalıyor… Şöyle ki:

Glutensiz, Güvenli Yiyecekler

Mısır, Pirinç, Patates.
Kestane unu, Nohut unu, Soya unu, üzüm çekirdeği unu,
Yumurta, Reçel, Bal, Baharat, bitki içermeyen  sirke çeşitleri, meyve sirkesi.
Balık, balık konserveleri (una batırılmamış, baharatlanmamış) taze veya dondurulmuş balık. Kendi suyunda ya da  yağında  balık konserveleri, midye karides yengeç v.b (una batırılmamış, daha önce unlu gıdalar kızartılmış yağda kızartılmamış)
Domates ve tuz içeren salça.
Tüm işlenmemiş, kabuklu kuru yemiş türleri yer fıstığı ay çekirdeği kabak çekirdeği badem (Paketlenenler ve işlenmiş olan,tuzlanan kuruyemişler gluten içermektedir)
Kümes hayvanları etleri, sığır dana kuzu etleri (Una batırılmamış ve baharatlanmamış olmalıdır.)
Tüm Sebze çeşitleri.
Tüm Meyve çeşitleri.
Bakliyatların tüm çeşitleri. Kuru fasulye,mercimek, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek, barbunya, soya fasulyesi, börülce..gibi.
Tüm katı ve sıvı yağ çeşitleri,  Tüm şeker çeşitleri (Toz şeker, pudra şekeri, kahverengi şeker.)
.

Şekersiz Diyet

Bizim durumumuzda şeker de negatif etkiye sebep olan şeylerin başını çekiyor glutenle. Dolayısıyla şekerli gıdaları da çıkarıyoruz listeden. Eh bu da kayıp değil değil mi, bu da gene azıcık itici güçle sağlıklı ve doğal yola girmek için bir lütuf bence, ben bu şekilde bakıyorum bu olaya. Şekerin keskin zararları zaten bilinen bir şey. Daha önce de yazmıştım İbrahim Hakkı Hazretleri’nin şekerin bünyede maddi ve manevi yara sebebi olduğunu söylemesi, hatta şekerden çoğunluk alimlerin zehir diye bahsetmesi de el çektiriyor bundan keyifle. Üstelik alışınca vücut aramıyor şekeri. Gerçekten yaşayarak öğrenilecek müthiş bir deneyim bu da. Deneyin, 10 gün, 15 gün canınız istemeyecek şekeri.
gluten free
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü karnımdaki korkunç şişkinliğin en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü yüzümün, bedenimin, el ve ayaklarımnı iki kat/iki beden şişmesinin en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü ağrı ve sancılarımın en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü sıkıntılarımın en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü bitkinlik ve ölgünlüğümün en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü kilo verememenin en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü sarı benzimin, sağlıksız halimin en büyük müsebbibi o.
Glutene seve seve veda ediyorum çünkü çöken bağışıklık sistemimin, sürekli hastalanma halimin en büyük müsebbibi o.
.
Şekere gönül rahatıyla veda ediyorum çünkü çıldırtan kaşıntılarımın en büyük müsebbibi o.
Şekere gönül rahatıyla veda ediyorum çünkü bulanık zihnimin, aptallaşan halimin en büyük müsebbibi o.
Şekere gönül rahatıyla veda ediyorum çünkü yukarıdaki nedenler olmasa bile, bünyemde hem manen hem madden yaraya sebep veriyor.
Şekere gönül rahatıyla veda ediyorum çünkü o en sinsi zehir.
(En azından ben tecrübelerimden böyle hissediyorum)
.
Bu yüzden onlarsız iyi hissettikçe (inanın bazen yeniden doğmuş gibi hissediyorum) onlara geri dönmeye meylim kalmıyor. Tabii insanlık hali bazen şaşmalar oluyor:)
.

 ‘Ben ne yiyorum? Ne şekilde Besleniyorum’

Protein alımı önemli olduğundan ve de zaten çok sevdiğim yumurtayı çok kullanıyorum. Bu yüzden kahvaltıda bol yumurta yiyorum. Glutensiz de olsa ekmek kullanmayı kesmek istediğimden genellikle ekmeksiz yiyorum. Bol mantarlı, bol biberli, peynirli yapıyorum yumurtayı mesela. Eskiden hazır portakal sularını içerdim şimdi onu da çok nadiren içiyorum, çünkü içlerinde illa ki katkı maddesi oluyor. Bazen bol sütlü kahve içiyorum ancak son zamanlarda süte ve kahveye temkinli yaklaşmayı seçiyorum zira kahve endişe ve atağı artırıyor, süt de sanki alerjik tepkiye neden oluyor. (Ve ilginçtir süt kan grubuma (0) göre içilmesi tavsiye edilmeyen bir şeymiş, yeni öğrendim bunu da… Besin hassasiyeti testi yaptırmayı düşünüyorum ayrıca.)

Balık yemeye gayret ediyorum. Zira Omega-3 desteği çok önemli. Hatta bir süredir çiğ somon balığı (salam inceliğinde) ile öğünler hazırlıyorum. Peynirli ve portakal soslu harika oluyor. Altına da ekmek niyetine ‘rice cake’ denen pirinç keklerinden kullanıyorum. (Bu konuyla ilgili tarifleri de yazmak istiyorum) Ve bu kolay tarifi sıklıkla kullanıyorum. Ki ben oldum olası uzun yemekler, yemek fasılları sevemediğimden işin kolayını seçiyorum.

Pirinç pilavı yiyorum, özellikle Uzakdoğu pirinçleri doğal oluyor (diğerlerine gluten karışmış olabiliyor) ve onların yapımı da hızlı ve sağlıklı. Bu yüzden onları tercih ediyorum. Bazen kuru meyveyle (sıcak suda bekletilmiş orman meyveleri vs)  servis yapıyorum, tavsiye ederim.

Her türlü sebze ve meyve rahatlıkla yenebilir tabii. Ben salataya çok dadandım. Özellikle taze soğan ve nane vazgeçilmezim oldu. Belki de ihtiyacım olduğundan vücut arıyor bilmiyorum. Bir arada da pırasaya dadanmıştım.

Sossuz tavuk, kırmızı et yiyorum. Ki zaten öyle seviyorum.

Tatlı olarak da; bal ve ceviz, bal ve fındık yiyorum. Bunu daha önce de çok severdim. Son zamanlarda burada orman meyveli bal buldum, reçel gibi ama şeker yok bal var bu yüzden harika.. Tatlı olarak meyveli tatlılar buldum gene çok kolay, inşaallah o tarifleri yazarım glutenli glutensiz herkes için ideal, hafif tatlı tariflerini mutlaka paylaşmak istiyorum. Bazen de muz+fındık+bal yapıyorum çocuklar da seviyor bu karışımı. Bazen kuru incir arası ceviz yiyorum. Çocukluğumuzun besinleri ne sağlıklıymış değil mi? Bazen hurma yiyorum, o da cevizle harika oluyor. Bazen kuru kayısı… Ve inanın bunları yiyince tatlı krizi denen şeyden eser kalmıyor… Hatta bu aşamadan sonra bir zamanlar vazgeçilmezim olan çikolatayı yiyince müthiş bir yapaylık tadı aldım. Geriye de ağızda acılık kaldı. Oysa yukarıda saydıklarımı yediğimde gül bahçesi gibi hissediyorum midemi.

Bakliyatlar da yenebiliyor. Mercimek çorbası evimizin vazgeçilmezi zaten. Ancak Haşimoto için bakliyat konusunu araştırmalıyım. Yedikten sonra çok rahat hissetmiyorum. Belki bu da benim alerjim… bilmiyorum…

Yanı sıra her gün mutlaka D vitamini alıyorum. Bu çok önemli. Aksi halde hastalığın dönüşmesi, ilerlemesi ve daha pek çok zarar olabiliyor. Vitamin alıyorum. İçinde A vitamini olmayan (bir yerde bu hastalıkta fazlaca A vitamini biriktiğinden söz etmişti??), çoğunluk B vitaminleri, C vitamini olan… Magnezyum, Selenyum önemli. Onlar kullandığım vitaminin içeriğinde var ancak oranı yeterli değil. Ekstra aldığım zamanlar oluyor. Ancak üst üste almamak lazımmış, bir ara iyi hissedeyim diye üst üste almıştım da iki gün kalp çarpıntısı ile dolaşmış ve ölüyorum sanmıştım:)

Dışarıya çıktığımda yanıma kuru yemiş, kuru meyve vesaire alıyorum. Ki burada dışarıda yemek zaten sıkıntılıydı şimdi hem glutenfree, hem vegan, hem şekersiz bulmak gerek. Aslında marketlerin kocaman glutenfree reyonları da var ama gene de şekeri de ayıkla, etleri de ayıkla kısmı yorucu geliyor bana. Restoranlar daha iyi bu konuda. Hemen hepsinin glutenfree seçenekleri oluyor. Ben en çok sushi restoranlarına gidiyorum ama onların bile çoğunda gluten var. İnsana yokmuş gibi geliyor ama içeriklerine bakınca hiç beklenmeyen yerden çıkıyor gene gluten. Sormamıza rağmen glutenli yediğim olmuş çünkü. Dolayısıyla evde yemek, kendi bildiğini/yaptığını yemek en güvenlisi. Ve de her zaman bildiğimiz gibi en sağlıklısı.

Daha önceleri de bahsettiğim gibi, bu şekilde 2 ay kadar gittim. Yarı yarıya bir düzelme oldu. Daha sonra şeker vs de kaçak yaptım. Sonradan toparlamaya çalıştıysam da belirtiler hala çok rahatsız edici olarak devam ediyordu. Biraz daha araştırdım ve Su Orucu, Peygamber Orucu denen Karaciğer temizliği için faydalı, daha doğrusu pek çok iç ve dış hastalıkları için faydalı, madden ve manen temizlik ve sağlık için bahsi geçen diyetlere çıktı yolum. Sonra kendimce bir karma yaptım ve onu uyguladım. Çok başarılı bulduğum bu yöntemi de inşaallah bir sonraki yazıda paylaşacağım. Çünkü daha önce hiç bu kadar aydınlanmamış, hiç bu kadar iyi hissetmemiştim. Bu yüzden paylaşmayı çok istiyorum.

Kaynak: Çölyak ile Yaşam Derneği

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.