Evimin Yeni Güzelleri & HaftaSonu Şarkısı

Uzun zamandır hakkıyla bir yerlere gitmemişsem,  evde bir kaç ay aralıksız vakit geçirmişsem, ki gitmekten kastım: illa evden uzakta bir kaç gün geçirmem lazım, etrafımla; evle uğraşmaya başlıyorum. Gerçi şu sıralar kendi içimde bol dalgalı bir yolculuk halindeyim ve bir yerlere gidip de bu yolculuğu kesmeyi de arzulamıyorum ama serde hareket sevdası var ve ben istesem de yerimde duramıyorum. O zaman ne yapıyorum; bir şeyler üretmeye, evi ufak tefek öte beriyle yenilemeye başlıyorum. Büyük satın almalara dönüşmedikçe bu durumdan hoşnutum zira iç mekan değişikliğinde de ferahlık olduğuna inanıyorum. Hem bana da, ahaliye de açıkça iyi geliyor böylesi. Nitekim çocuklar hemen atılıyorlar yeni bir şey görünce; bu böyle çok güzel olmuş anne, diyerek. Ne güzel kötü de olsa kötülemiyor masum çocuklarım.

evimin yeni güzelleri (1)

Demiştim değil mi, eskiden canlı bitkilere hiç bakamazdım, bu yüzden bu güzel şeylerden mahrum yaşardım. Şimdiyse kaktüs çeşitleri ile başlayan alakam tatlılıkla devam edince  bir cesaret mandalina ağacını bile eve koydum. Serin yerde yaşar inşaallah ümidiyle seviyor, okşuyorum:) Tam yeme de yanında yat, halindeyiz zira ilk meyveleri kesinlikle yenmemeliymiş. Sanırım süs niyetine ilaçlamışlar bir sürü.

.

evimin yeni güzelleri (6)

Hep çok severdim bu sözü ve dahi tek başına -Edep- sözünü. Söylenişi bile şiir gibi gelir bana. Edip bile buradan gelir ya zaten, boşuna değil o lirik söyleniş ve his. Her neyse. Bu sözde kastın en evvela Yaradan’a karşı edebin olduğunu öğrenince dua niyetine ezberleme gayretine girdim ve unutmamak adına yazıp eve astım. Acemi bir yazım ama olsun manaya odaklanmaya çalışıyorum.

.

evimin yeni güzelleri (5)

Kızılderilileri seviyorum. Onlara ait pek çok sembolün kadim öğretilerindeki manalarını da seviyorum. Duvardaki bir Dreamcatcher uyarlaması. Dreamcatcher Kızılderili inanışına göre kötü rüyaları içindeki halkanın merkezine hapseden bir rüya yakalayıcısı. İlk kez New York’taki Kızılderili müzesinde görmüş ve bir tane de almıştım. Şimdi o türün çeşitli versiyonlarından birini, kendimce salkım saçak yapmak istedim şöyle. Orjinalinde söğüt ağacından yapılıyormuş kasnağı ama benimki hazır kasnak. İçine de ablamın el örgüsü dantelini koyup, altına oradan buradan çocuklarla toplamış olduğumuz tüyleri astım. Bir başka sefere daha sıcak renklerle ve boncuklarla yapmak istiyorum inşaallah.

.

evimin yeni güzelleri (7)

 Bohem, Hippi, Meksikalı, Kızılderili, Çingene, 70’li yılların tümü, hatta bizde aşağılamak için kullanılır ama ben bilakis yüceltmek için söylüyorum Köylü olan pek çok şeyi; rengi, deseni, modeli, stili çok severim. Ama hiç bir dönem bunca renk meraklısı olmadım şimdiki gibi. Özellikle son 3 yıldır artan ivmeyle bir renk sempatisi var üzerimde. Evim rengarenk oldu, gardırobum da ve dahi çocukların gardıropları da. Bir dönemi geçirdiğim siyah kıyafetli zamanlarıma, evimi bembeyaz döşediğim zamanlarıma acıyarak bakıyorum. İngiltere ve özellikle kuzeyde en sevdiğim şeylerden biri; çocuklar için rengarenk hatta fosforlu kıyafetlerinin bol ve ulaşılabilir olması. Zaten ben koyu renk giymiş çocuklara da acıyorum. Allı güllü, yanarlı dönerli, fosforlu giyinmeli bence çocuklar ve dahi insanlar. İşte evimde tavan yapan renk örneklerinden birine bir örnek bu da. Evdeki dallarıma sürekli yenileri ekleniyor. Ben dursam Kerim durmuyor, her gün eve bir dal, bir taş, yaprak illa bir şey taşıyor. Sonra ben de bir şeye dönüşmelerine vesile oluyorum. Yukarıdaki gibi mesela. Çok sevdim ben bunu, sizce de güzel değil mi? Suyunu çıkarma meylim var ama bu kez durduruyorum kendimi sonradan iğrenmeyeyim diye:)

.

Dilerseniz Dean Martin’in Besame Mucho’su da haftasonu şarkısı olup eşlik etsin size…

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.