Renklerin Gücü ve Esrarı

Anadolu renk dolu. Özellikle köyde, kırsalda yaşayanlar rengarenk giyinir, kadınların, kızların elbiseleri o bayıldığım desenlerde; allı güllü çiçekli ve rengarenktir. Tabiat renklerini adeta üzerlerine geçirmişlerdir kadınlar, kızlar, çocuklar ve hatta erkekler. Zira eskiden pembe kız rengi, mavi erkek rengi diye bir ayrımın içinde değildik, herkes her rengi giyerdi. Ne güzel günlerdi.

Kadınların yazmaları, kilimler, halılar hatta çoğu yerde evlerin dış boyaları, ki Hasankeyf’te, Diyarbakır’da varoş denen yerlerde evler Venedik’ten ötedir, kapılar, duvarlar rengarenktir. Kızılderili renklerine bakın, doğadaki renkleri harikulade biçimde kullanırlar. Güney Amerika, Meksika, Peru ha keza. Brezilya renkleri; limon sarısı ve limon yeşili. Hepsi çok güzel gelir bana. 70’leri de, Hippileri de, Bohem ve Çingene tarzını da çok severim. Çünkü hepsi çok renklidir.

Ömrümde sadece iki dönem koyu renkleri taşıdım üstümde, biri üniversite zamanında, sanıyorum içimin karanlığına eşlik ediyordu renkler o zaman, bir de doğumdan sonra gitmeyen kilolarımdan sonra. Son iki senedir ise eskiye döndüm, gardırobum rengarenk… gene eskisi gibi keskin yeşiller, turuncular, sarılar var. Evimse eşimin deyimiyle Hippi evi gibi, renkler her yerde. Belki ilerde bu da fazla gelecek bilmiyorum ama şu anda harika hissettiriyor bu renk coşkusu.

Evimi bembeyaz yaptığım zamanlara acıyarak bakıyorum şimdi, koyu renge kendimi mahkum ettiğim zamanlara da. Evet beyaz evler ferah ama renk gibisi var mı? Doğaya çıkınca, azıcık dikkat kesilince bakıyorsunuz ki her şey katman katman renkli.. Ne çok hoşumuza gidiyor değil mi, gökyüzünün gece mavisi, ağaçların koyu yeşili, sonbahar yapraklarının cümbüşü, baharın açan çiçekleri, hüsnü yusuflar, ayçiçeklerinin keskin sarısı, sardunyaların kan kırmızısı, begonviller, tan kızıllığı, günbatımının moru pembesi ve daha neler neler… Hepsi mutluluk ve coşku veriyor, yaşama sevinci doluyor insan… İşte bence renklerin böyle bir gücü var.

İskoçya’da kadınların büyük çoğunluğu şişman, hele anne olanlar. Takıntılı biçimde kendimle kıyasladığım zamanlar bir de baktım ki yahu bu kadınlar benim aksime çok hoş görünüyor. Baktıkça bakmak istiyorsunuz. Fark nerede diye düşünüyordum, ben niye bunca solgun, onlar niye ışık saçıyor diyordum. Birincisi aldırmıyorlar, kilo ile dertleri yok, bu yüzden üç beş kat mutlular ve bu kesinlikle dışa güzellik olarak yansıyor. İkincisi kimseye hasetle bakmıyorlar, kendi hallerinde insanlar. Edepliler. Bu da dışarıya ışık ve güzellik olarak yansıyor. Ama bir de kendilerini şişmanım diye koyu renklere boğmuyorlar… Çok şişman birini görüyorsunuz, turuncu bir bluz, üzerine fıstık yeşili ceket giymiş, böyle bir kadına dakikalarca baktım ben, ne kadar hoş görünüyor diye. Çiçekli elbiseler giyiyorlar, rengarenk… Umurlarında bile değil daha kilolu görünmek, o renkleri, o giysiyi seviyorlar ve kesinlikle çok yakışıyor.

Benim de renk konusunda harekete geçmeme vesile oldu bu zamanlar. Düşünüp duruyordum renkler konusu üzerinde ve bu esnada evi en keskin, en bariz renklerle donatıyordum. Sonra bir haber okudum. Meksika’nın Pachuca bölgesi suç oranı epeyce yüksek olan bir bölgeymiş. Bir gençlik örgütü bir karar alıyor ve yetkililerle de görüşüyor, evleri boyayalım diyorlar. İmajı değiştirmek ve ortama pozitif bir katkı sağlamak için. Evler boyanıyor. Rengarenk.

0108_pachuca_AP_v2_3394681b

Sonra ne oluyor; suç oranında ciddi bir azalma yaşanıyor. Projeyi yapanlar şaşakalıyorlar zira böylesi bir etki hiç beklemiyorlar. O bölgede iyileşme yaşanıyor. Tabii burada başka sosyolojik etkiler de vardır mutlaka. Horlanmış bir bölgede, bir kenara itilmişlik duygusunun bir nebze bertaraf edilmesi gibi.. Ama sonuçta renkler ilk etki.

Bu yüzden koyu renk giydirilen çocuklara daha çok acıyorum. Hiç olmazsa çocuklar rengarenk giydirilmeli. O renklerin de enerjisi var ve iyi geliyor bünyeye, ruha. Yaşama sevincine vesile oluyorlar zira. Şu an renkler hakkında yazarken, kendimi fiziken iyi hissetmememe rağmen ruhen çok enerjik hissediyorum mesela… :)

Çocuklarımı hep renkli giydirmeyi istedim ama mağazalara dikkat edin hep solgun, baygın renkler kullanırlar özellikle erkek çocuklara. Gri, kahverengi tonları bir de… Oysa ben bırakın rengi direkt fosforlu renk giymelerini tercih ederim. Şimdilerde çözümü buldum; spor mağazalarından alışveriş yapıyorum. Farkettim ki tüm enerjik, fosforlu renkleri en çok onlar kullanıyorlar. Ve çocuklarım bu renklere bayılıyorlar.

Kainat renk cümbüşü..  Biz niye mahkum edelim kendimizi siyaha, beyaza, griye ya da kahverengi tonlarına? İskandinav tarzına özeniyoruz, zevk meselesi evet, bir dönem evim karanlık diye bu kervana ben de katıldım ama şunu gözardı etmemek lazım: Kuzeyde kışlar kapkaranlık bizde ise bol güneş var, aydınlık var.  Renklerle dilediğimiz gibi raks edebiliriz bence:)

Dün akşam gökkuşağı vardı gökyüzünde; Kerim şunu söyledi gökkuşağına bakarken: Düşünsene anne, Ya Allah renkleri yapmasaydı? Aman Ya Rabbi siyah beyaz bir filmde olmak, ne de sıkıcı olurdu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.