Şikayet Etme, İyilik Yap.. İşte Kucağına Düşen Fırsat

Hayatınıza mana kazandırmak, hiçbir şeyden alamadığınız bir tatmin duygusuna sahip olmak, içinizdeki kayıp parçanın klik sesini duymak,  ölgünlüğünüzü bertaraf edip, yaşama sevinci duymak, hak olan ümide de hakikaten inanmak ve yeni bir tür enerji yüklenmek istiyorsanız tamamen karşılıksız, beklentisiz bir şey yapın birileri için. Üç-beş demeden… Sahiden…

Başlarda suni gelebilir yaptığınız… Aldırmayın… bilin ki kasların gelişmesi gibidir iyilik yapma şevki.. bir, iki, üç diye ısrarla devam ederseniz, hele ki o tatmin ve huzur duygusu içinize yerleşirse, ki yerleşiyor illa, vazgeçilmeziniz olur bu noktadan sonra başkaları için hiç çıkarsız birşey yapma isteği… Giderek de yaşam stili, doğal yaşama hali olur inşaallah.

Bir kaç gün önce umuttan bahsederken, kimi dostlar şunu yazdı. Yurt dışındayken iyi ve umutlu hissediyordum, burada nefes alamıyorum. Yahut umudumu kaybettim, bir şey yapmıyorum. Şunu söyledim içimden gelerek; hemen kalkın ve birileri için bir iyilik yapın. Eyleme geçin, durmayın. Tanıdık, tanımadık farketmez, hep diyorum ya, bir gülümseme, bir selam .. ama bence daha ilerisinde iyiliklere de girmeli artık zira kötülüklerin etkisi çok fazla… Evet gülümsemek harika, hatta hep olmalı ama fiili bir şeyler yapmak bambaşka oluyor. Misalen, şu örnekteki gibi, Çocuk Kütüphanesi için Masal Gecesi Ya da Kitap bağışı, ya da Tıp fakültesi öğrencilerinin kronik hastalığı olan çocukların isteklerini duyurdukları ve dileyenin bu istekleri karşıladığı şu hesap; LeyladanSonra , ya da Ale Bayrak’ın neredeyse tek başına, yetim, hasta, engelli, sığınmacı … çocuklar için canhıraş çalıştığı Nesli Çoğalan Peter Pan’lar Cemiyeti gibi yerlere bakıp, direkt harekete geçebilirsiniz. 

.

Çoğumuz çok derin bir umutsuzluktayız, birşeylerin fark yaratacağından, iyi bir şeylerin olacağından ümidi tamamen kesmiş öylece somurtuyoruz. Sanki hep birileri birşeyler yapmalıymış gibi, sanki değişiklik an be an, kişi kişi olmazmış gibi, sanki hep büyük birileri faaliyete geçmeli ve düğmeye basmalıymış gibi, kendimizi de, yapacağımız eylemi de çok aciz ve küçük görerek, pasif bir halde  bekliyoruz o somurtkanlıkla. Umut var! Vallahi Var! Ümitvar olun a Dostlar, yazısında da bahsettiğim gibi, belki tüm bu fenalıklar, umutsuzluğa düşüren vakalar biz iyiliği yeniden hatırlayalım diye var. Belki de biz yeterince iyilik yaparsak bunca fenalığa gerek kalmayacak, dahası geçiş olmayacak zira iyilikler set olur fenalıkların önüne kesinlikle. O yüzden sürekli şikayeti kesmeli ve derhal harekete geçmeliyiz.

Hepimiz, her birimiz yerimizden kalkıp samimiyetle, halis niyetle, hiç beklentisiz başkası için bir iyilik yapsak, ülke bir anda bambaşka bir hale bürünmez mi? Lütfen, canlandırın gözünüzde, sel gibi bir iyilik hareketi olsa değişmez mi bu hava? Neredeyse yemin edebilirim o zaman herşeyin değişeceğine ve güzelleşeceğine. Hiçbir şeye inanmıyorsak iyiliğin önce bizim kalbimize, ardından karşımızdakinin kalbine ve en nihayet dünyanın kalbine saçtığı enerjiye inanmamız lazım. Üstelik bu hareketin bir de şu yönü var. Bir silsile halini alması. Yani siz birine bir iyilik yaptığınızda, o kişide uykuda olan bir iyilik duygusu olsa bile onu hareketlendirecek bir şey yapmış oluyorsunuz, ya da o kişinin iyilik yapma potansiyelini harekete geçirmiş oluyorsunuz ve iyilik yapılanın içinde de iyilik yapma isteği oluşuyor o zaman.

.

Denemeyen denemeli ve görmeli içindeki farklı ve leziz hissi. Birkaç gün çocuklar için sürekli kafa yoran, en nihayet fiziken birşeyler yapma imkanı bulan bir dostumla konuşuyorduk, yıllardır aradığım şey buymuş diyordu bana. Dedim ki ben de, para ile yapılan hiçbir işte bu duygu yok değil mi? Hayır, mümkün değil, diye ekledi dostum. Öyle sahiden de.

Bazen rastlıyorum şöyle bir baktığımda samimi sözlerle, sıcak hikayelerle etkinlikler, seminerler vs oluyor. Okuyorum; doğa etkinliği, doğallık etkinliği, yaratıcılık, iyi hissetme vs. temalı seminerler… A, ne harika düşünmüşler diyorum, sonra bir bakıyorum: ücretli. Ucret kısmını gördüğüm anda,  o fantastik, ütopik dünya bir anda bir tv kutusunun  içine hapsoluyor ve -para- dendiği an sanki biri tv nin fişi çekiyor. Sanırım bu yüzden uzmanlık, terapi vs kimi zaman gerekli de görülse sadece iş-müşteri şeklinde yapıldığında, başabaş şekilde giden karşılıksız yardım hali de olmayınca samimi gelmiyor bana. Oysa karşılıksız vermeyi öğrenmedikçe, en azından çoğumuz, hakiki bir düzelmenin olmayacağı da ortada.

Bizi ferdi ve giderek toplumsal olarak iyileştirecek şey, birileri için karşılıksız bir şey yapmak. Her adımımızda, basit bir sosyal medya hesabında bile dibe dek çıkara, fırsatçılığa batmış dünyada müthiş bir ters akım oluşturabilir bu. Evet ters akıma ihtiyaç var.

Keşke devasa bir iyilik hareketi başlatabilseydik… Cinnet geçiriyor gibi her gün geçen dozu daha da artan çıldırmışlığın önüne ters bir rüzgar olsa.. olurdu… inşaallah… yani olsaydı… Olur mu?

—-

Üç gün önce bu yazıyı yazmıştım. Ardından kötü haberlerle yeniden sarsıldım ve yazıyı tamamlayamadım. Derken dün Yabancıya Yardım Eden İnsanı Neden Mutlu Eder başlıklı yazıyı okudum tevafuken ve çok etkilendim. Birebir aynısını düşünüyorum. Bir süredir aralıklarla benzer şeyler yazıyordum. Hakikat tek ve isteyene vaad ettiği gibi bulduruyor Yaradan.. ki bunlar bu yazıda da geçtiği gibi evrensel değerler…  Sadece madde ve çıkar, para ve makam, ün ve üstünlük kavramında boğulduğumuz için kaybettiğimiz değerler… ama inşaallah yeniden bulabileceğimiz şeyler.

Yazıyı kısaca alıntılıyorum, tamamını okumak isteyen yukarıdaki linkten okuyabilir.

“Lancashire Üniversitesi’nden Psikolog Mann yabancı birine iyilik yapıp o kişinin de başkalarına iyilik yapmasını sağlama fikri üzerinde çalışıyordu. “Bir tür zincirleme etki, domino etkisi yaratma fikriydi bu” diye açıklıyor Mann.

Benzer düşünceler tarih boyunca var olmuştur. Örneğin zengin Napolililer eskiden beri kendilerine kahve alırken, bu tür lüks sayılabilecek tüketim maddelerini satın alma gücü olmayan biri için de alır, ona ikram ederlermiş.

ABD’nin kurucularından Benjamin Franklin de bu fikrin savunucularından biriymiş. Bir arkadaşına borç para verdiğinde ona bir not yazarak parayı geri istemediğini, onun da bir gün zor durumda olan birine para vererek borcunu ödemiş sayacağını ifade etmiş.

.

Yardımseverler daha mutlu

Daha yakın dönemlerden bir örnek de İngiltere’de trende bir cep telefonu bulan 12 yaşındaki çocuğun hikayesi. Telefon sahibi çok mutlu olmuş ve çocuğa ufak bir ödül teklif etmiş, ancak çocuk telefonu gönderirken “Para vermenize gerek yok, bir gün sizin de bir başkası için iyilik yapmanız yeter” diye bir not yazmıştı.

Harvard İşletme Fakültesi’nden Michael Norton, gelirinin bir kısmını başkaları için harcayan kişilerin uzun vadede, tüm gelirini kendisi için harcayanlara kıyasla çok daha mutlu olduğunu gösteren çok sayıda veri olduğunu söylüyor.

130 ülkeden verileri inceleyen Norton, zengin ya da yoksul olsun, tüm ülkelerde kendisinden bir şeyler veren insanların çok daha mutlu olduğunu ve bunun, insanın doğasında olan, kültürden bağımsız, “evrensel bir psikoloji” olduğunu belirtiyor.

Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Başkalarına bir şeyler vermek sosyal ilişkileri artırdığı gibi, yaşamın amacına dair daha pozitif düşünmeyi, farklılık yaratmış olma, sabah yataktan çıkma nedeni bulma gibi olumlu duygular geliştirmeyi sağlıyor.

Norton, insanın sosyal bir varlık olduğunu göz önünde bulundurursak, bunun evrimsel bir özellik olarak görülebileceğini, tıpkı yağlı ve şekerli yiyeceklere düşkünlüğümüz gibi, başkalarına yardımcı olma arzusu taşımanın da insanın doğasında olabileceğini belirtiyor.

…….

…..

(Daha bireyci olmak üzerine)

“Böyle bir toplum haline gelmiş olmak çok acı. O kadar çok olumsuz duygu, nefret, şüphe, bireycilik var ki sanki herkes sadece kendisi için mücadele ediyor. Bunu tersine çevirmek, bir tür yardımseverlik hareketi başlatmak lazım” diyor Mann.

…..

…..

…… başlangıçta zorlama ya da yapay görünebilecek bu davranışlar kişiyi tümüyle değiştirebilir, iyilik norm haline gelebilir.

Mann Psikolog olarak uyguladığı terapilerde, depresyon hastalarına, ufak iyilik ve cömertlik davranışlarında bulunmalarını tavsiye ediyor. “Depresyon hastaları, yaşamlarını anlamsız, kendilerini değersiz buluyor” diyor. Ancak bunun tek başına bir tedavi olmadığını belirten Mann asıl amacın, onlarda yararlı bir iş yaptıkları duygusu uyandırmak olduğunu söylüyor.

Mann, iyilik yapmanın sadece büyük şeyler yapmak anlamına gelmediğini, bu durumda insanların daha fazla şüphe duyacağını, gülümsemek ve insanlarla güzel konuşmak gibi ufak eylemlerden işe başlanabileceğini, bunların bile karşıdaki insanları mutlu edeceğini, bu duygunun ise herkese yayıldığını vurguluyor.

tumblr_mw3ipx8HKC1sk3lexo1_500
Hepimiz günde bir kez rastgele bir iyilik yapsak dünyanın gidişatını doğru yöne çevirebiliriz belki.

“İlle de ulvi bir nedeni olması gerekmez. İyilik kendi başına bir ödüldür zaten.”

Kaynak: BBC Türkçe.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.