Işıkla Efsunlanan Hayat – Büyülü Gerçekliğim

delianne-scotland-15

Akşam üzeri.. Bolca sağanaktan sonra ansızın ortaya çıkan güneşle hepten efsunlanan dünya.. Kelimeler fuzuli ve çok yetersiz bu anı ve bu görüntüyü anlatmaya.. Öylece bırakıyorum bu yüzden…

İskoçya – Loch Lomond 2016

 

delianne-scotland-59

Evin arka tarafındaki manzara… Kısa bir süre, uzaktan selamlaştığım iki kayın ağacının arasına girip oradan doğmuş ve baş döndürmüştü güneş…

Kuzeyde yaklaşık 180 derecelik bir açıyla yer değiştiriyor güneş. Yazın, en uzun günlerde bu açının 90 derece solundan  doğuyordu, şimdilerde bu açının neredeyse 90 derece sağından. İskoçya’ya gelene dek farketmemiştim güneşin açısının yaz-kış farklılaştığını. Elbette burada Türkiye’den çok daha büyük bir açı sözkonusu ama şimdi düşünüyorum da İstanbul’da da değiştiriyormuş aslında ve ben farkına varsam da üzerinde düşünmemişim hiç. Oysa kışın gün batımını görebildiğim, altın ışıkların evime düştüğü özel bir zamandı. Üstelik denizi gören terastaki evde bu zamanları kollardım. Ama çok meşguldum sanırım, işle, kazançla, koşuşturmayla, eş dostla,  kalabalıkla..

İskoçya – 2016

 

delianne-scotland-4

Günbatımları ise ağaçların ardında hep bu evde. Bir yanım acaba olur mu, görür müyüm dese de biliyorum ki istediği kadar yer değiştirsin güneş, ön tarafı ve sokağı boydan boya kaplayan sıralı ağaçlardan sıyrılamayacak… Ama böylesi de bir başka şenliğe imza atıyor. Bir süre, Neşeli Meşem dediğim Neşe’nin ardında bitiyor gün, bir süre uzaktaki kayında, bir süre çam ağaçlarının ardında.. Sık ağaçların ardında bitmenin bir başka güzelliği var, ışıklı ağaç gölgeleri düşüyor evin duvarlarına, önce çocukların odasına düşüyor gölgeler, sonra  odama, gide gide salona, sonra kışa doğru tersine bir daha yaşanıyor aynısı.. Hele bir de rüzgar varsa kımıl kımıl kaynaşıyorlar duvarlarda.. Yazın bir ara coşkulu üvez ağacının meyveleri ardında bitiyordu gün… Ha, haftada bir netlikle değişen bu açıyı takip etmeniz gerek. Misalen bu görüntüyü kaçırdıysam bir daha seneye benzerini görebilirim ancak.

 

delianne-scotland-9

Evdeki ahaliyi büyüleyen sisli bir sabah… Siste de büyük bir sihir var değil mi?

Bazı görüntülere denk getirilince hatta aradan zaman geçip de fotoğraf veya videolarını gördüğümde bile, içimde derin bir yanma, güçlü bir sızı oluyor. Nasıl diyorum bu ana şahit olup da yaşam telaşının kaosuna, karmaşasına, kavgasına yeniden dönebiliyorum. Hayat bu, burada oysa. Kanlı canlı, dinamik, davetkar…

 

delianne-scotland-75

Ah kuşlar, ama ah en çok o açılan kanadın sabah güneşiyle şeffaflaşması, ah o altın ışıltı..

Bahçede türlü kuşlar var. Mevsim değiştikçe değişiyorlar.. Şimdilerde mavi baştankaralar, ispinozlar, karatavuklar, sığırcıklar, güvercinler ve az biraz da kızılgerdan var… Düzenli olarak her sabah yem koyduğumdan beridir sürüler halinde yaşıyorlar etrafımızda. Hele bu mavi baştankaralar o kadar cesur ve canayakınlar ki (Selim’in deyimiyle sosyal kuşlar:)),  neredeyse ellerimizden beslenecekler. Ki defalarca eve girdikleri de oldu.

Bir kaç gün önce nerdeyse düşme pahasına salonun camlarını silmiştim.  Ayna gibi cilalamışım sanki camı, vay canına, gören de cam yok sanır diye böbürleniyordum evde.  Camlara dışarıdan bakınca karşıdaki sık ağaçların aksi vuruyor. İşte o günlerde bu kuşlardan biri cama çarptı. Bu da sık oluyor maalesef. Selim atıldı hemen pencereye; düştü, bakın yerde, diye. Bir süre inanmadık, çünkü düştüğü yer çalılık dolu, göremiyoruz. (Ah tüm bilişi kendi sığ görüşünden ibaret sanan biz yetişkinler) İ. de anneniz camı öyle temizlemiş, öyle parlatmış ki, aldanmış zavallı kuş, ağaca konacağım diye, çemkiriyordu bana:) Sonra Selim siz isterseniz inanmayın, ben gidip ona bakacağım iyi mi, diye atıldı. Bu sırada kuşu Kerim de görmüş, biz hala yok canım, yok öyle bir şey diye ahkam kesiyorduk aramızda. Bahçeye gitti ve burada yatıyor, ölmüş galiba, a yoo gözünü kırptı, deyip hop eline aldı Selim. Sanırım kafasını çarpıp şoka girmişti kuş, öylece kalakaldı Selim’in elinde şaşkın şaşkın. Onun öyle heykel gidi duruşundan huylandı Selim, ay kaka yapacak, (kendi kuşlarımızın duruş-hareket prensibinden yola çıkarak:)) çırptı elini ve kuş kendine gelip pır diye ormana uçtu.

delianne-scotland-25

İskoçya’da küçük bir ada. Adanın bir ucunda bir kaç ev. Biri karşımda. Ağaçlı dağın eteğinde, kaybolmuş ağaçların arasında. Bu ev ne kadar da alçakta, kimbilir ne zaman alır güneşi derken, güneş iki dağın arasından sıyrılıp tam da o eve vuruyor… Ah ışık.. nasıl da efsunluyor dünyayı…

Isle of Raasay – Scotland

 .

delianne-scotland-2

Günün son ışıklarını üzerlerine alan sıralı sığırcıklar ve henüz dökülmeyen ıhlamur ağacının son ıhlamurları..

 .

delianne-scotland-16

Gün yollarda sürprizlerle biter. Her zaman.. Ne açısı bellidir, ne yönü, ne ne zaman, nereden ortaya çıkacağı ya da ne zaman, nereden kaybolacağı… İşte böylesi bir zaman.. Göğün değişen alını morunu, pembesini, bayıldığım somon rengi dönüşümlerini kovalıyorum.. güneş tümden çekilmek üzere artık.. göle de düşüyor göğün canım renkleri..  Işık avcısı mı desem, iz sürücü mü ne desem kendime bilmem, boyuına gün batımını, renkleri , güneşin nerde olduğunu, gökte nerde ne değişim olduğunu kovalıyorum.. Bazen sarhoş gibi oluyorum bu esnada… İşte böylesi bir an.. Bir koku alıyorum böylesi zamanlarda güneş batmadan bir daha görünecek, ya da gök muhteşem olacak gibi, sanki.. ve görüyorum onu… uzaklarda bir dağın en tepesinde son demi, son şovu güneşin… Yakıcı bir kızıllık…

Nasıl ölmüyoruz hayretten, hayret!

Hayret ki, ne hayret!

.

delianne-scotland-43

Okyanusu dolduran altın ışıklar… Yaldızlı yıldızlı sular..  Derler ki Nur esmasını açığa çıkartırmış bu görüntü.. Benim bildiğimse kalemin bunu yazmaktan çok aciz olduğu, sadece, kalbin kendi coşkusunu, ancak kendi kalbine yazabildiği bir şeylerin olduğu… Anlaşılmıyor değil mi? Öyle ama..

.

delianne-scotland-10

Yağmur, güneş, yağmur, güneş, bulut, ışık derken gün neredeyse bitecekken perde  büyük bir ihtişamla kapanıyor…

.

delianne-scotland-21

Adı Jazz. Türü Gypsy (çingene). Durduğu yer uzaktan boyuna selamlaştığımız görkemli Kayın ağacı. O da benim gibi seviyor bu konuşkan ağacı. Işıklarla fosforlanmış yer gök.. Ne diyeyim, atın adından, türünden tutun da, ağaca, yere, renge dek her şey tam benlik, tam şenlik…

..

delianne-scotland-3

Sonbahar’da değişen gün batımının açısı bu kez maviçamın ardına düşüp, onu efsunluyor..

Pek çok ağacın, kuşun adını Selim’den öğreniyorum. Maviçam da ondan öğrendiklerimden. İsmini öğrendiğimden beridir de daha çok farkındayım bu ağacın, ne garip değil mi? Bilmek dikkati artırıyor, farkındalık getiriyor sanki..  Çok seviyorum bu mavimsi yeşil rengi…

ç

delianne-scotland-55

Evi topladığım bir an. Odadan odaya geçerken pencereye de illa bir göz atıyorum. Zaten pencereler duvarlar kadar geniş. Bahçenin beton zemini yağmurla cilalanmış.. Aylardan Eylül. Tek tük yaprak düşmüş henüz yere. Işığın ince uzun uzanışı bir yaprağı efsunlamış.. Gözlerim öylece oraya takılı kalıyor. Sonra anımsıyorum kendi kendime ettiğim öğüdü: bir şeye dikkat kesildiysen yanına git, zira orada senin için büyük bir çağrı olabilir, ya da bir davet veya açılmayı bekleyen sırlı bir mektup… Gidiyorum elbette.. Uzun süre o yaprakla sohbet ediyorum.. Sessiz..

Dilsiz kulaksız gözün can gerek anlayası, der ya Yunus… bekliyorum, dinliyorum… Uyanır belki canımın canı…

.

delianne-scotland-8

Işıklar türlü türlü, hepsi baş döndürücü… güneş, ay, mum, ateş, fener, gaz lambası, soba, bir de sıcak lambalar…  Evi sıcacık yapan ışıklar…

.

delianne-scotland-19

Komşu ev. Gündoğumunun renkleri vuruyor camlara… Kendimi bakmaktan alamıyorum. Fotoğraflamaktan da.. Bazen bu meraklar yüzünden sapık komşu diye adlandırılmaktan korkuyorum.

.

delianne-scotland-1

Ve işte efsane.. Güneş… Teleskopla çekim yaptığımız günden… Teşekkürler güneş, cümle ışıltın için. Yaşama sevinci veren ışıkların için.

Ve cümlesi için teşekkür ederim Allah’ım. Etrafımızı mükemmellikle donattığın için.

“Semâları (yedi kat göğü) birbiri ile ahenktar yaratan “HÛ”dur! Rahmân’ın yaratışında hiçbir (nizamsızlık) uyumsuzluk göremezsin! Hadi bakışını (gözünü çevrene) döndür de bak! Herhangi bir  kopukluk – uyuşmazlık (kusur) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.” *

Vesselam.

* - Mülk Suresi
Büyülü gerçekçilik kavramını öğrenmiştim Marquez öldüğünde, adını bilmeden bir kavramı yaşamak sevmekti benimkisi... Bunlar da büyülü gerçekliğim benim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...