Benim Deli Anneliğim ~ 15

Bölüm 14’den devamla ~

15.

Gebeliğin ilerlemesiyle birlikte aslında pek fazla şuurunda olmadığım ama bünyemi büyük bir hızla kaplamakta olan değişim ve yenilenmenin bir ayağı eski arkadaşlarımla zayıflamakta olan ilişkilerdi bu kuşku götürmezdi ama bu değişimin bir diğer ayağı da hayatıma giren ve önemleri artmakta olan yeni çevremdeydi. Eski arkadaşlarımla görüşmelerim azalmıştı ama bu demek değildir ki yalnız kalmıştım, bilakis yeni arkadaşlar edinmiş ve arkadaş çevrem kendiliğinden bir tür sirkülasyona girmişti.  Şimdiye dek zerre kadar ilgimi çekmeyen hamile kadınlar yahut çocuklu olanlar ön plana geçmiş ve kıymetlim olmuştu. Eski arkadaşlarla aramıza ayrılık koyan çocuklu hayata giriş mevzusu, yeni arkadaşlarla ortak dilimiz olmuştu ve beni yeni arkadaşlarla buluşturan da bu ortak konuydu.

Önceleri konuşacak konu bulmakta zorlandığım ve haliyle biraz uzak kaldığım anne adayı ya da anne olan arkadaşlarımla çocuk mevzusu üzerinden bıkmadan usanmadan konuşmaya başlamıştık. Hayret ediyor ve meğer ne de güzel  anlaşıyormuşuz, diyordum. Sıcak sohbetlerimiz kah kahkahayla, kah destekle, kah şaşırmayla ama çoğunlukla keyifli paylaşımlarla devam ediyordu. Bu sohbetlerin en güzel yanlarından biri tecrübeli olanlardan samimi ve gerçekçi bilgileri dinlemekti. Ben en çok bu anlardan keyif alıyordum. Aklımda asılı kalan, abuk olduğunu ve sorarsam abes kaçacağını düşündüğüm, doktoruma dahi sormaya çekindiğim nice soruyu arkadaşlarıma rahatlıkla ve çekincesizce soruyor, tecrübelerini büyük bir merakla dinliyordum. Bana birçok uzmandan, kitaptan ve kaynaktan aldığım bilgiden çok daha faydası dokunuyordu bu dinlediklerimin. Zira hem dikte edici değillerdi, hem teorik değillerdi ve dolayısıyla itici değillerdi, hem de bizzat  yaşanarak ortaya çıkmış olduklarından dikkate değer ve kıymetlilerdi. Zaten çok sonra anlayacaktım ki boğuştuğum onca kaynak, devirdiğim onca kitap arasında en sağlam ve güvenilir olan,  gerçekten fayda getirecek olan gerçekçi ve işe yarar bilgi; sahici bir anne tecrübesiydi. Ve hatta bunun bir adım ötesi; eskidiğini düşündüğümüz için bir kenara attığımız, modası geçmiş saydığımız hatta modern dünyaya uymayacağına inanarak aşağıladığımız oysa binbir tecrübeyle adeta yaşamdan yaşayarak damıtılarak elde edilmiş, atalarımızdan kalan bilgiler de kıymetli bir yol gösterici ve kesinlikle kayda değer bir hazineydi. 

Tecrübeli bir annenin tecrübesini paylaşması sadece tecrübesiz anneye değil tecrübeli anneye de büyük haz veriyordu.  Tecrübeli tecrübesini anlatırken bir işe yarıyorum duygusuyla kabarıyor, iyi hissediyor hatta yaptığı işin asaletinden dolayı kendiyle gururlanıp mağrurlaşabiliyordu.  Tecrübesiz de zahmetsizce önüne sunulan, hazır ve denenmiş bilgiye konuyordu. İki tarafı da memnun eden tatlı bir alışveriş sözkonusuydu. Yanısıra en tecrübesiz görünenin bile her geçen zamanla birlikte tecrübe kazanması ve bunu bir sonra gelene aktarması da sözkonusuydu. Bu da bir başka güzel sonuçtu. Üstelik bu durum henüz altı aylık hamile olan benim için dahi geçerliliğini koruyordu.

Yeni arkadaş grubumda yer alan Hande henüz 2 aylık hamileydi ve mide bulantısından şikayetçiydi.  Bir gün; ne zamana dek sürer bu mide bulantısı işi, perişan oldum, dedi.  Hande yanımda oturuyordu ve soruyu beni muhatap alarak sormuştu. Kucağıma düşen bu soruyla önce afallamış, sahi ya, benim de söyleyeceklerim var artık, deyip heyecanlanmış ve ardından derin bir nefes alarak cevaplamaya çalışmıştım. Kısa süreli tecrübemi paylaşacak olmanın haklı sevincini yaşıyor ancak titiz davranmayı da elde bırakmıyordum.

Heyecanlı ama dikkatliydim, örneğin ilerki aylara dair gözünü korkutmadan ve felaket tellalcılığına soyunmadan, şimdiye ait sorusunu cevaplamaya özen gösterdim.. Maalesef çevremdeki, hatta dışarıda yanından geçtiğim, orada burada sohbet etmeye çalışan, doktor muayenesini beklerken yanımda oturan kısaca pek çok deneyimli kadın, ne zaman hamileliğe dair bir mevzudan bahsetsem, hatta ben bahsetmesem de onlar bahsetse derhal en karamsar tabloyu çizip önüme koyuyordu ve sanki bundan gizli bir zevk alıyordu. Hele ki  serzenişte bulunma gafletine girmişsem vay halime; kiminin neredeyse salyaları akıyor ve iştahla –bu daha iyi günlerin, sen ilerde gör bak neler oluyor- diyerek alenen çökertmeye uğraşıyorlardı sanki. Oysa o dönemde en son ihtiyaç duyulan böylesi tehditkar bir üsluptu. Aksine özellikle yaşananı yaşamış birinin iyi telkinlerde bulunması, bu yolla zaten duygusal olarak epeyce kırılgan olan hamile kadını teskin etmeye çalışması büyük ihtiyaçtı. Ve de muhtemeldir ki büyük sevaptı. Zira hamile bir kadın ve o kadının içindeki bebek için en önemli ve elzem olan şey; gözünü korkutmaktan ziyade iyi hissetmesine olanak sağlamaktı.

Bu yüzden Hande’ye, sıkıntısını hafife almadan, ama çok da abartmadan gerçekçi bir yaklaşımla az şey söyledim: Evet ilk üç ay mide bulantısı bakımından zorlayıcı oluyor, hatta bazen bu hal hiç geçmeyecek gibi geliyor ancak geçiyor. Üç ayın sonunda büyük olasılıkla mide bulantısı tamamen yok oluyor, ondan sonra yemek yemek de yeniden keyif vermeye başlıyor. Hatta sonraki üç ayın, yeme de yanında yat kıvamında, hamileliğin altın çağı olduğunu anlattım. Öte yandan içinde bulunduğu ana dair de güzel örnekler vermek istedim. Zira güzele odaklanmak her zaman işe yarıyor ve kesinlikle iyi geliyordu.

Hamilelikten önce ciddi boyutta uykusuzluk sorunu yaşıyordum. Yatağa yattıktan sonra uyumak saatlerimi alıyordu. Hatta o dönem Alper’in başını yastığa koyar koymaz uykuya dalmasına hasetle karışık bir gıptayla bakıyordum. Ama hamileliğimin ilk anından hemen sonra uykusuzluğumdan eser kalmadı. O ilk üç ay ömrümün şeker tadında en nefis uykularını yaşadım. Sanki kilolarca ayran ve de iyi bir yatıştırıcı içmiştim, öyle ki beden kaslarımın tümü son derece gevşemiş gibi oturduğum yerde tatlı ve rahat bir uykuya dalardım. Gözlerim kendiliğinden kapanır ve içimi bir sıcaklık kaplardı. Bu duyguyu hala aynı sıcaklıkla anımsarım. Şimdi Hande’ye de bunu anlatıyordum ve sanırım işe yarıyordu. Hande cümlenin sonunda anlattıklarımı onayladı, haklısın, uykusu çok tatlı bu dönemin, hem öyle tatlı ki önüne geçiyor bazen mide bulantısı meretinin, dedi ve gülümsedi. Gülümsemesi bile iyiye işaretti zira Hande bu sohbetlerin başından beri sararmış benzi ve solgun haliyle katılıyordu bize.

İşe yaramakla iyi hissetmiştim. Tecrübeli bir anne adayı sayılmakla da. Vay canına, paylaşmak ne güzel şeydi bana bile iyi gelmişti.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...