İngiltere / İskoçya’ya Taşınmak ve İngiltere / İskoçya’da Yaşamak

Bu konuda o kadar çok e-posta, Instagram ve Facebook mesajı aldım ki her birine tek tek cevap vermek yerine, ve aslında çoğu şeyi daha önce yazmış olmama rağmen, topluca ve yeniden yazmaya çalışacağım. Buraya geldiğimde ve sonrasında keşke bunları daha önce bilseydim dediğim birkaç yaşam tüyosu ile birlikte.

Öncelikle şunu söylemeliyim; biz buraya eşimin şirket içi transferiyle geldik. İngiltere’ye yerleşmeden önce eşim çoğunlukla bu bölgelerde çalışıyordu zaten, burada pozisyon açılınca şirketi tarafından transferi yapıldı, hepsi bu. Dolayısıyla başka geliş yöntemi deneyimim yok.

.

Gelmeden…

Burada pek çok insanla tanıştım, türlü yöntemlerle burada bulunuyor insanlar. İş kuranlar var, iş kurmuş gibi yapanlar var, kaçak yöntemlerle gelip de yerleşmiş olanlar var, sığınanlar var, evlenip vatandaşlık alanlar var, alıp da boşananlar var, var da var…  Tavsiye verebilecek yetkinliğim yok, tüm bunları hikaye gibi dinlemekten öteye geçmeyen, sıradan biriyim burada, ama şiddetle önerebileceğim tek bir şey var, o da dürüst olmak! Dürüst olmak, doğru ve doğruda kalmak! Çok üzülerek söylüyorum başta Türk firmaların çoğu, sonra insanlar alavare dalavere adeta genel bir kaideymiş gibi, onsuz bu işler olmazmış gibi, üstelik bu yanlış yaygınlaştığı için hiç sorgulamadan haksızlığa ve yalana rıza göstererek doğru olmayan metotları kullanıyorlar. Mecbur kalmaktan/hissetmekten korusun Allah, ama dürüstlük üzerinde kalınca işlerin de düzgün gideceğini ve bunun en başta insanın kendine iyi geleceğini, düşünüyorum ben.

.

Geleyazarken…

Eşya taşımalı mı?

Eşya taşımanın hamallık olduğunu düşünüyorum, taşıma firmaları zaten çok sorunlu Türkiye’de, kanunlar yeterli olmadığı için o açıktan faydalanıp ya aldatıyorlar, ya aldatmaktan beter ediyorlar. Çok az birşey getirmemize rağmen benim ve pek çok insanın berbat hikayeleri var bu konuda. Üstelik burada eşyalı evler daha uygun, hatta eşya yük bile oluyor, keşke olmasaydı da rahatça evi tutsaydık diyebiliyorsunuz. Eşyasız ev bulsanız bile aşağıda * ‘lı paragrafta yazdıklarım yeterli olur sizin için..

.

Ev fiyatları, semt bilgileri, sistem…

Burada ev aramak ve fiyatlarına bakmak isterseniz;

rightmove.co.uk, zoopla.co.uk

emlak sitelerinden araştırma yapabilirsiniz. Daire tipi ev kiralamak istiyorsanız ‘flat’, iki katlı ev kiralamak istiyorsanız ‘house’ tipi evlere bakacaksınız. House tipi evler, detached ve semi-detached olabiliyor. Detached bitişik olmayan, semi-detached yarı tarafı bitişik olan iki katlı, bahçeli ev demek. Attached olanlar iki taraftan bitişik ve bahçeli demek. Bungalow tipi olanlar bağımsız, tek kat oluyor.

Evler eşyalı ve eşyasız olabiliyor. Eşyasız evlerde beyaz eşya genellikle var. Ama beyaz eşyadan kasıt çamaşır makinası, buzdolabı (genellikle minicikler, hatta tezgah altılar) ve ocak oluyor. Bulaşık makinası çoğunlukla yok evlerde, ayrıca dikkat etmek lazım.

Bu emlak sitelerinin hepsinde evle ilgili epeyce bilgi bulmak mümkün. Evin genişçe tanımından başka, yeri, sokak görüntüsü, çevredeki ilk ve ortaokulların bilgisi, hatta kiminde bu okulların başarı dereceleri, bazısında da oturanların ne işle uğraştığının, etrafta ev sahibi mi, kiracı mı oturduğunun bilgisi de yazabiliyor.

Evlerin hepsinde ‘Council tax’ denen bir vergi var. Genellikle evin kapladığı alana göre, yerine göre değişiyor ücreti. Council denen yer, belediyemsi bölgesi ile ilgilenen kurum oluyor. Bizim belediyelerden biraz farklı işliyor, mesela bölgedeki eğitim sistemi, işleyiş de bu kuruma bağlı. Okulların tatilleri bile farklı olabiliyor bu yüzden.

..

Yaşam masrafını hesap ederken ?

Yaşamla, günlük masraflarla ilgili bir bütçe çıkarmak isterseniz, birkaç market adı vereyim. Sainsbury’s, Waitrose, M&S (pahalı bunlar) Tesco, ASDA var. Yanısıra Lidl ve Aldi var, oldukça hesaplılar. Bu marketlere haftalık çok çeşitli ve hesaplı ürünler geliyor. (Bim usulü ama çok çok daha gelişkinler) Her türlü ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz, özellikle Lidl favorim benim. Alman kalitesini hissettiriyor çoğunluk. Tekstil ürünleri en tescilli kumaşlardan oluyor, çocuklar için yazlık, kışlık kıyafetler, ayakkabılar, oyuncaklar çoğunluk ahşap oluyor, biraz meyve sebze de sıkıntılı … organik ürün de getirmeye başladı ve diğer yerlere göre çok çok daha hesaplı. Bu marketlerden alışveriş yapmak bütçeye kesinlikle çok etki ediyor. İlk geldiğimizde bilmiyorduk bunları, büyük marketlerden alıyorduk ne varsa ve çok fark ediyordu.

* Eşyasız evde oturmak tercih edilecekse bu konuda kesinlikle Ikea’yı veya büyük mağazaları önermiyorum. İkinci el ve özellikle bu ülkenin en muhteşem işlerinden biri olan -charity shop-ları öneriyorum. Charity shopları yıllardır instagram hesabımda yazıyorum, gördüğüm en harika sistem. Bu dükkanlar hayır kurumları için çalışıyor. Yanılmıyorsam kiralarını da devlet karşılıyor ya da yardım ediyor. İçinde çalışanlar gönüllü.

Charity Shop’lar Nasıl işliyor?

Siz ihtiyacınız olmayan, kullanmadığınız, ya da hediye geldi ama lüzum yok dediğiniz şeyi buraya bağışlıyorsunuz. Ev eşyası, mobilya, mutfak eşyası, giysi, çanta, ayakkabı, perde, nevresim, kitap, cd, plak, oyuncak, çocuk kitapları, yün, kısaca ne ararsanız var. Bunlar değerinin çok, çok altında bir fiyata satışa çıkarılıyor. Elde edilen gelir hayır kurumuna kalıyor. Bu kurumlar, çocuklar için çalışan kurumlar olabiliyor, kanserliler için çalışanlar olabiliyor… mesela, British Heart Foundation, Child Hope, Cancer Research, Barnardo’s, Salvation Army, Hospice, Oxfam’s gibi..

Eğer birşeye ihtiyacınız varsa ilkin buralara bakın derim. Bu ülkede çok yaygın birşey bu. Sokaklar charity shoplarla ve buradan gocunmadan hatta gocunmak akıllarına bile gelmeyen insanlarla dolu. Bizde yaygın olmadığı için burun kıvrılıyor ikinci ele ama buralarda kim, neci olursa olsun yadırgamdan girip alışveriş ediyor. Gençler grup halinde gelip giysi alıyor, yaşlılar ha keza, çocuklular için tam cennet, misler gibi oyuncaklar sıfırı 20 pound ise mesela 1-2 pounda bulabilirsiniz. Hem dünya ekonomisi için, hem kişisel bütçe için hem hayır için mükemmel bir imkan sağlıyorlar, kesinlikle tavsiye ederim. Ev eşyaları, mobilyalar çok güzeller, vintage çoğu, hediyelik eşyalardan antikalar çıkıyor, eski, manalı eşyalar, porselenler, kitaplar kuruşlarla satılıyor… Zaten bir alıştınız mı müptela oluyorsunuz, çünkü sürprizli de. Bu güzel ve hesaplı şeylerin yanında prototip Ikea’ya gitmek bence hata, ilk geldiğimde biri bunları söyleseydi bana keşke diyorum hep, bu yüzden de yazıyorum.

.Eğer ev için tabak çanak, battaniye, yastık vs. almak isterseniz Home Bargains, BM Store gibi mağazalar iyi. Home Bargains zevkli de. Temizlik malzemeleri için de buraları kullanabilirsiniz.

Bir de yerel bir site var gumtree.co.uk hem eskilerinizi satıp hem de alabilirsiniz. Çok, çok aktif bir site. Ve hemen herşey var. Yanısıra carbootsale’ler oluyor. İkinci el pazarları gibi.. her şehirde var bunardan, ama Özellikle Londra’dakiler muhteşem. Onlarca vintage malzemeyi üç beş kuruşa alabiliyorsunuz.

.

Yerleştikten sonra yapılacaklar…

Elinizdeki bir fatura veya kayıtla hemen bir kütüphaneye gidip kaydolun. Çocuklar için bilhassa harika mekanlar buralar. Kitapları, filmleri eve getirip kulanabilirsiniz. Kütüphane içi etkinliklere katılabilirsiniz. Klüpler oluyor, çocuklar ve yetişkinler için. Bebeğiniz varsa bebek saatleri oluyor ve şiddetle tavsiye ederim katılmanızı. Hem sosyaleşmek ve dil öğrenmek için de büyük fırsat buralar. Eğlenceli, şarkılı bir ortam oluyor. Yere minder koyup, ebeveynlerle beraber aktivite yapılıyor. Ya da kadınlar için örgü klubü oluyor, çocuklar için kitap klubu, mincecraft klubu vs.

‘Leissure Centre’, lar var her bölgede… Buralar Council’e bağlı işletmeler. İçlerinde havuz , spor salonları ve aktif spor faaliyetleri oluyor. ya aylık kayıt yapıp ya da günlük saatlik aktivitelere katılım yapabiliyorsunuz. Bir broşür alıp incelerseniz türlü sporlar olduğunu göreceksiniz, fiyatları da Türkiye’ye göre çok çok düşük. Tekvando, yüzme, dans, aile için yüzme saatleri (eğlenceli, şişme kaydıraklı vs oluyor) vesaire oluyor. Etrafta her yerde futbol, tenis klupleri bulabilirsiniz gene Türkiye’ye göre çok çok düşük bunların fiyatları. Bu ülkede olmanın en büyük avantajlarından biri bu aktivitelere, ilgi alanlarına kolay ulaşmak.

.

Dili Geliştirmek için

Dil geliştirmek için (ben hala ertelesem de) tavsiye; kütüphanedeki, sosyal işletmelerdeki kulüplere katılmak faydalı olabilir. Ama en güzeli, Charity shoplarda haftada bir iki gün birkaç saat de olsa gönüllü çalışmak. bu çalışmalar daha sonra iş bulmayı da kolaylaştırıyor, zira iyi bir referansınız oluyor. Ama en önemlisi insanın içine dolan yardım neşesi..

Kiliselerde, üniversitelerde ücretsiz birkaç saatlik dil kursları da olabiliyor. Bunlara da katılmak mümkün.

.

Okul Seçimi? Çocuklar için Öneriler?

Çocuğun bir süre sıkıntı çekeceğini kabul etmek gerek. Dil bilse bile çocuk, konuşmaya geçmek zaman istiyor. Ama öyle ya da böyle 3-6 ay arasında çözüyor çocuklar dili. Bu evrede çocuğun yanında olmak, sorularla bunaltmadan takipte olmak ve evde rahatlamasını sağlayacak ortam sağlamak, yüzmeye, hayvanlarla iletişim kurabileceği bir yerlere, diğer çocuklarla kaynaşacağı parklara götürmek bence önemli.

Okulların çoğunda çocuklara Türkçe-İngilizce kitaplar veriliyor, bazı okullarda Türkçe öğretmen desteği sağlanıyor.

Verebileceğim en önemli ve belki de tek tavsiyeyse şu:

Mümkünse karma yerlerde ev tutup, karma okullara gitsin çocuk. Hem çocuk kendini farklı hissetmiyor burada, hem diğer çocuklar yadırgamıyor, ama hem de en önemlisi şu; okul yabancı çocuğa yaklaşımı biliyor, çünkü bunu defalarca tecrübe etmiş oluyor. Bu konuda lütfen okulun başarısına takılmayın, çocuğunuzun bu evrede tek ihtiyacı olan sevgili ve merhametli ama en önemlisi insiyatifli yaklaşım. Böylesi ortamda dili de söker çocuk, yabancılığını da rahatlıkla atar üzerinden.

Bizim sıkıntımız yabancı öğrencisi az, aşırı disiplinli, sözde iyi bir okul seçmek olmuştu. Tecrübesizliğimizden ve okulun da tecrübesizliğinden ötürü epey sıkıntı  yaşadık epey ama şükürler olsun bir senelik ev okulu deneyimimiz, ardından çok şefkatli ve insiyatif sahibi bir öğretmene tevafuk etmemiz işleri yoluna koydu.

Bir de; bir okul olmuyorsa değiştirin. Bir mahalle iyi gelmiyorsa değiştirin. Gerçekten kalmakta ısrarcı olmayın. Değişiklik de ferahlık olduğuna inanıyorum, yaşadım da zaten. Kaldıki yukarıda dediğim gibi bölgeden bölgeye okullar, sistemler değişiyor.

.

İskoçya- England Kıyası

İskoçya- İngiltere kıyasına gelince; İskoçya, England kesimine göre maddi olarak daha uygun. Ama havası daha kapalı ve yağışlı. (Az birşey de değil bu) England kesiminde daha çok yabancı ve Türk var, buralar daha yerel halkla dolu. Edinburgh nispeten karma olsa da. İskoçların lehçeleri farklı ancak Edinburgh – Glasgow gibi yerlerin merkezlerinde fark hissetmezsiniz pek fazla. Daha çok yerel halkın yaşadığı kuzey, batı ve iç bölgelerde, mahallelerde sözkonusu aksan farkı. (Epeyce aksanlı konuşanı anlayamazsınız:))  İskoçya doğa olarak England kesimine göre çok çok daha yaban, insan eliyle düzeltilmemiş saf doğası çok. England kesimi bakımlı ve manikür edilmiş alanlarla, parklar bahçelerle dolu. İskoç halkı yardımsever, konuşkan ve sıcak. İlk uçaktan indiğimizde Selamun Aleyküm diye karşılamıştı bizi tanıştığımız ilk İskoç ve taksici. Özellikle yaşlıları çok sevecendir… England kesimindekiler ise selam verir ama ‘cool’dur. Kalabalık yerleri Londra’yı zaten saymıyorum, Cambridge, Oxford, Liverpool vesaireyi de karma yerler oralar çünkü ama, mesela Chester gibi bir şehirde ‘snob’luktan öte aksi olduğunu gördüm yerellerin daha çok. (Burada 1 aya yakın kaldım)

İskoçlar havadan sudan konuşmaya bayılır. Uk içinde de dışında da pek çok yer gezdim bu kadar sıcak bir tek Anadolu insanı gördüm kıyaslayabileceğim. Fiziken de, şen şakraklık olarak da saf kalmış Karadenizlilere benziyorlar çok. Pembe yüzlü, kızıl saçlı, kadınları çoğunluk şişman, yaşlıları çivit gözlü, nur gibi yüzlü, kendileriyle barışık ve mutlu insanlar. Tabii tüm bu bahsettiklerim benim gördüklerim, yaşadıklarımdan çıkan genellemeler, bir de 5 yıldır iskoçlarla yaşıyor olmanın getirdiği bir kıyak geçme hali de var.. :)

.

Kısa Kısa

İskoçya’da kiralık ev için emlakçı parası yok. Su ücreti council tax içinde alınıyor, bazı yerlerde alınmıyor. Sular musluktan içilebiliyor. England kesiminde bu yok, suyu satın alıyorsunuz. Doğalgaz, elektrik, benzin daha ucuz Türkiye’den. Ama ulaşım pahalı.

Tüm İngiltere’de Meyve sebze pahalı. Taneyle salatalık, patlıcan, bulursanız incir almaya hazırlanmalı. Sivribiber, yeşil erik hemen hemen hiç yok, Bulunca çığlık atıyorsunuz. Türki, Arap, İran, Pakistan marketlerinde yerel şeyler bulunuyor. Londra’yı hiç yazmıyorum, orada ne ararsanız var zaten. İskoçya’da bu genişlikte birşey yok. Arap vs marketlerinde bulunan Türk ürünleri var sadece. Etler helal deniyor ama doğrusu bu yerlerin etini yiyemez olduk, hem temiz görünmüyor, hem kaynağı belli değil, hem helal diye ne yediğimizden de şüpheliyim, hem ne kadar pişerse pişsin kanlı.. e kan da haram.. Bu yüzden fabrikasyon olmayan, fabrikada doğup fabrikada ölmeyen, hakkı yenmeyen gün ışığında serbest dolaşan ve yetişen hayvanlardan (ki etraf bunlarla dolu) kaynağı belli et, tavuk kullanmaya başladım.

İskoçya’da berberlerin çoğu Türk. En ücra yerde bile görebilirsiniz bir Türk berberi. iyi iş yapıyor burda böylesi hizmet işleri, bizim minicik kasabamızda bile (köy demek daha doğru belki de) 4 kuaför, 2 berber var.

İskoçya’da Türk yemeği yapan doğru dürüst bir yer yok. England kesimi çok çok daha gelişkin bu konuda. İskoçya’da Türk döneri, Türk kebabı diye satılanları Türkiye’de yapmaya kalksalar anında batarlardı, o derece alakasız ve lezzetsizler. Halbuki İskoçlar Türk yemeklerine hayran, Türkiye dediniz mi a evet gitmiştim, yemekleriniz harika diyorlar hemen.. bu işi nezih bir ortamda (ayaküstü, bakımsız, zevksiz yerler buradakiler çünkü, azcık düzgün olanın da yemeği ı-ıh!) adamakıllı yapılsa, azıcık vizyonlu olunsa neler olurdu kimbilir. Bir İRan restoranına gidiyorsunuz mis gibi… Rus restoranı ha keza. Mısır, Fas da.. Ama bizimkiler -take away- paket alınan Hint yerleri gibi…

Pastane ürünleri çok kötü burada. En ala marketteki ürünler bile sadece şeker deposu gibi. Fırın yok, ekmek marketlerde satılıyor. İlaç da.

.

Kreş-İlkokul-Servis

Çocuklar 2,5 -3 yaş civarında ‘Nursery’ denen devlet kreşine gidebiliyor. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki bölüm var yaklaşık 2,5 saat kalıyorlar. İlk okul 5 yaş civarında başlıyor. Ama bizimki gibi değil okullar, çoğunluk kreş havasında devam ediyorlar.

Okul servisi, okula yakın çevre için yok. Aileler kendilerini bırakıp alıyorlar çoğunlukla. Ya da bir taksi ile, götür getir işni yapacak biri ile anlaşıyorlar. Bazen de, çocukları alıp anne-baba işten dönünceye dek evinde bakanlarla anlaşıyor. 09:00 – 15:00 arası genelde okul saatleri. Council’ların bazısı 1 mil, bazısı 2 mil dışarda olmak şartı ile servis sağlıyor.

.

Sağlık

Sağlık sistemi… çetrefilli konu. Şöyle ki;

Öyle canım istedi gideyim bir şunuma baktırayım deme lüksünüz yok. Ya da öksürdüm gidip ilaç alayım, yok! Aile boyu boğmaca gibi olduğumuz gün doktora gittiğimizde, eee demişti doktor, öksürüyorsunuz ne var ki bunda?

Antibiyotik kolay kolay vermiyorlar. İyiki de vermiyorlar. Düzenli ilaç kullanımında, düzenli tetkiklerde, mesela astım, mesela tiroid, kadınların 6 aylık tahlilerinde çok düzenli ve dikkatliler. Eve mektup gelir, randevu saatiniz belirlenir. Ayrıca ciddi vakalarda da çok ilgililer.

Hastalandığınızda;  GP denen aile hekimimsi yere gidiyorsunuz. GP uygun görürse sizi uzmana yönlendiriyor, lakin olay şu ki GP kolay kolay uzmana yönlendirmiyor. Türkiye’den sonra bu tuhaf ve anlaşılmaz geliyor, zira Türkiye’de uzmana, prof.a anında ulaşabiliyorsunuz. Burada özel sağlık sigortanız olsa bile bu aşamaya ihtiyacınız var.

Ve şu var; ne olursa olsun çok insaniler. Doktor hastanede bekleme salonundan alır sizi, selamlaşır, tanıştırır kendini, ne varsa anlatır, tane tane, savsaklamadan, eğer bir operasyon olacaksa her türlü detayı verir, ihtimalleri de, bir ilaç yazacak olsa anlatır, tercihinize bırakır, kendinizi kötü hissederseniz zorlamazlar, kan verirken kötü hissettiniz diyelim hemşire gelip sarılır vesaire…

Çocuklar için çocuk hastaneleri var. Oralarda direkt uzmana ulaşılabilir. .

.

Diş, Göz Muayenesi

Çocuk diş işlemleri, Göz işlemleri muayeneler, gözlükler, vesaire devlet tarafından karşılanır. Yıl, sayı şartı olmadan… Okullarda diş kontrolleri yapılır, fırça ve macun dağıtılır, evde ve okulda kullanmak için ayrı ayrı. Çocuklar okulda da dişleri fırçalar. Kısaca hastalanmadan tedbir alma yöntemini uyguluyorlar.

Yetişkinler içinse diş pahalı. Sigortanız olursa çok işe yarıyor. ancak Türkiye’deki beceriden eser yok burada. Bir yeri yapayım derken öte yeri bozuyorlar maalesef ve bir kez olmadı bu.

.

Polis, Hastane

Polis, hastane gibi yerlerde tercüman isteme hakkınız var. İlk geldiğimizde evdeki seslerden korkup polisi aramıştım bir gece, Türkçe konuşan birini bulup arattılar telefonda. Zaten merkeze gittiğinizde görürsünüz Türkçe yazıları da.

.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, kısa kısa devam edebilirim belki daha sonra…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Comments are closed.