Çocuklar (ve Yetişkinler) için Güzel Filmler

Sevdiğim, sıcak, keyifli ve manidar çocuk filmleri var. Daha doğrusu içinde çocukların hikayelerinin, kimi zaman da çocuklarla doğanın ve hayvanların bağının olduğu filmler… Bir süredir yazmak istiyordum bunu, ne ki belki henüz bu filmlerden haberdar olmayan, ama tam da buna ihtiyaç duyan birilerinin bu güzel filmlerle buluşmasına vesile olurum diye. Hem de her zamanki düsturum, iyi ve güzel şeyleri paylaşmak, duyurmak gerek diye. Benim yazmamdan ne olur demeden, zaten herkes biliyordur demeden, Küçük Ağaç’ın Eğitimi kitabında geçtiği gibi, iyi bir şey duyduğunda bunu hemen başkalarına duyurmalısın, çünkü o şeyin nerelere ulaşacağını bilemezsin. İşte tam o niyetle…

 

.

Belle & Sebastian

Fransız Alplerinde geçen ve enfes görüntülerin olduğu bir  Fransız filmi. Büyükanne ve büyükbabasıya yaşayan yetim bir çocuğun bir köpekle tanışması ve detaylarla süslenen bir film. Mevsimlerin değişimi ve muhteşem manzara görüntüleri ile kartpostal gibi bir film.

.


The Fox and Child

Bir kız çocuğunun bir tilki ile yakınlık kurma hali. Gene bir Fransız filmi ve harika mekanlar gene. Yalnız sanki hikaye cılız bitiyor gibi..

 

.


Brothers of the Wind

Gene bir Fransız filmi. Gene Bir çocuk ve bir hayvanın ilişkisi. Ve gene harika görüntüler… Hatta belgesel tadında enfes çekimlerle dolu bir film.

.

.


Anne of Green Gables

Montgomery’nin bu kitabının türlü uyarlanmaları var, çizgi film, çizgi seri, dizi film ve iki de film. Eski versiyon filmini, Japon anime türü çizgi serisi (Türkiye’de Yeşilin Kızı diye gösterilmişti) ve en son Netflix’in dizisi. Arada çekilen bir sinema filmi dışında tüm versiyonlarını çok sevdim, seviyorum. Yaşama sevinci dolu, yetişkinleri büyüten çocukların hikayelerini çok seviyorum zaten.

 

 

.


Eagle Huntress

2016 yılına ait belgesel-film. Gösterime girmeden daha haberini okumuştum bu hikayenin. Kazakistan’da kartalları yavruyken eğitip, zor koşullarda kendileri için avlanmalarını sağlayan göçmen insanların hikayesi. Ama en güzeli ilk kez bir kız çocuğu da bu işi yapmak istiyor. Yetersiz görülmesi, kabilenin yaşlıları tarafından kınanmasına rağmen anne ve babasının desteğiyle hayallerinin peşini bırakmadan cesurca ve sevgiyle sonuna dek çabalıyor. Birşeyin çok istenirse başarılacağı, olmuyor demeden ısrar etmeyi, inanmayı, başarmayı, Kızların-kadınların kendilerine biçilen sınırların dışına  nasıl çıkabilecekleri, yapamaz, edemez, korkar, çekinir, gücü yetmez denen kızın istediği şey için gösterdiği büyük cesaret ve çaba, kartalla sevgiyle diyaloğu ibretlik. Ayrıca kızların yetersiz olduğunu dayatan sistemlerle büyüyen erkek çocukları için de ibretlik. Anne ve babanın ve dedenin küçük kızın hayallerine destek oluşu, babanın yumuşaklıkla eğitimi, arkasına aile desteği almanın gücü vs. çok şey söylenebilir üstüne.. Bir de ah o elbiseler, işlemeler, renkler:)

.


The Song of The Sea

Gördüğüm en güzel modern animasyon filmi. Son dönemin cafcaflı animasyon filmlerden öte, çizgiler son derece yalın (ama asla kaba saba değil, aksine zarif, ince detaylar, ışıltılar var hep) ve bu o kadar güzel kılıyor ki işi, neden bilmem o sadelikte sanki bambaşka bir tesir oluşuyor. Tıpkı çocukluğumun çizgi filmlerindeki gibi. Hikaye de öyle güzel ki zaten başka türlüsü de olmazmış dedirtiyor insana. Masalların insanı içine çeken kuvvetli bir tesiri olur ya, tam öyle içine çekiyor bu film de.İrlanda’nın efsanevi masallarından biriymiş zaten hikaye. Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında da bahsi geçiyordu. Periler, foklar, eski güzel şarkılar… öyle güzel, öyle başdöndürücü ki.

 


Heidi

Heidi’nin türlü versiyonları var malum. Bilmeyen de yok elbette ama gene de bu liste onsuz olmaz dedim. Üstelik 2016 da bir sinema versiyonu da çıktı. Hatta bir kaç sene önce animasyonu da çıktı ama çizgi filminden aldığım lezzeti hiçbirinden alamadım.


Polyanna


Kiki’s Delivery Service

Miyazaki’nin Ve Ghibli Studio’nun tüm filmleri şahane nerdeyse de, Kiki biraz daha özel ve ayrı benim için. Kedimiz Jiji’nin ismini buradan alması da etkin tabii:)


Komşum Totoro

Ah Totoro Efsanesi. Bir izleyen bir daha unutmuyor, nasıl da sihirli. Çocuklarımın en sevdiklerinden..


The Red Balloon

1950 yapımı 34 dakikalık bir Fransız filmi. Çok güzel, çok tatlı. Nerede bir kırımızı balon görsek hatırlatıyor kendini, öyle yerleşiyor zihne.


 

Mary Poppins

Mary Poppins hep en sevdiklerimden.. Hiç bitmeyecek bir efsane benim için. Şarkıları, neşesi, oyuncuları, dansları ile harika.

 

 

3-4 filmi yazmak isterken uzadıkça uzadı liste. Kısaca bir kaç isim olarak ekleyeyim gerisini yoksa bitemeyecek bu gönderi. Oz Büyücüsü, Sound of Music (bazı kısımları sıkıcı geliyor çocuklara ama gene de güzel), Alice in Wonderland’ın 1950 yapımı versiyonu, Pollyanna ve elbette hemen herkes biliyordur ama gene de yazacağım bunu da Ejderhanı Nasıl Eğitirsin sinema filmi de bence vefalı dostluğun,  kendimizden olmayana düşmanlık beslemekten ziyade sevgiyle yaklaşmanın dönüştürücü etkisi, yargılardan ziyade kalbi dinlemek, fizik gücündense yürek gücünün yüceliğine şahit olmak bakımından da bir efsane. Dizi serisi için aynı şeyi diyemiyorum ama film değerli. Kitapları da aynı şekilde.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...